Glutensiz Mayasız Ekmek

Özel jetimle çıktığım dünya turundan selamlar getirdim sana çölyaklı! Bu sıralar hayat benim için biraz zor. Bir sonraki varış noktam Maldivler mi olsun yoksa Bahamalar mı bilemiyorum. Çok kararsızım ve bu kararsızlık beni tüketiyor :( Şakka lan şaka, yine sabahın köründe açmış olduğum dükkanımdan sesleniyorum  sana bu sıcak Cumartesi gününde :)

Geçenlerde yine Facebook taki bir tartışma grubunda glutensiz ürünler neden pahalı konulu bir şikayetler silsilesi gördüm. Oradaki bir yorum beni çok eğlendirdi. Glutensiz ürünler pahalı çünkü bu işte çok para var demiş biri. Öyle durumlarda yorum yapmamak için kendimi çok zor tutuyorum. Hani bir yandan mantıklı mantıklı uzun uzun yazıp insanlara bazı şeyleri anlatmak için çılgın bir arzu duyuyorum, bir yandan da sadece "oooo bildiğin gibi değil, hem de bok gibi para var oğlum" deyip geçmek istiyorum. Hep dediğim gibi neyseki blogum var da kimseyle birebir polemiğe girmeden, açık ve net düşündüklerimi ifade edebiliyorum. Yok, bugün de burdan bu konuya değinmeyeceğim. Zaten daha önce uzun uzun bu konuyu anlattığım bir yazım var, üşenme azcık gez blog içinde bul oku ;) Ben genel olarak bu, hiç bir fikri olmadığı konularda en olumsuz düşüncelere kapılıp, herkesi boklayan tipler kadar, serçe parmağının ucunu kıpırdatmadan herşeye vakıf olmayı isteyenlere de gıcık oluyorum. Misal instagramda her fotoğrafın altına "tarif?" yazanlar, ya da bütün sosyal medya hesaplarında iletişim bilgilerim nal gibi yazarken, glutensizfirin.com a bakmaya üşenip, ekmek kaç para? diyenler gibi... ama bu konudan da yine başka bir blogta bahsetmiştim, o yüzden bu konuya da çok derinden girmeyeceğim ;)

Ama yok, size yanıldığınızı ispatlamak için, vay ben ne zorluklar çekiyorum haberiniz yok diye, acındırma tribine de girmeyeceğim. Zorluklarıyla, güzellikleriyle kendi seçtiğim yoldan gidiyorum. Bu yolda bahsettiğim ya da bahsetmediğim zorluklarda benim, elde ettiğim minik başarılar, maddi manevi kazançlar, küçük gururlu anlar da benim. Ben bu çölyaklı hayatta, istediğim kalitede glutensiz ürünler ve çeşitler bulamadığım için, elimi taşın altına koydum, elimden geldiğince en doğrusunu en güzelini yapmaya karar verdim. Hala zaman zaman beni arayıp, biz glutensiz bi yer açacağız ama önce ne yapmamız gerek diye fikir soranlar oluyor. Valla işe, ne yapmak istediğinizi netleştirmekle başlayacaksınız. Üşenmeyecek, işin kolayına kaçmayacaksınız. Google diyorum ya google, bak büyük nimet. Oradan biraz araştırsan, gıda ile ilgili iş yeri açmak için ne yapmak gerek illa bir bilgiler çıkacak. Glutensiz gıda mı üretmek istiyorsun, o zaman önce o gıdayı yapmayı öğreneceksin. O gıdayı imalathanede yaptığında ne tür koşullarda üretmelisin, ne koşullarda saklamalı, paketlemelisin onu öğreneceksin. Gerekirse ki eğer eğitimin yoksa gerekiyor, bir uzmandan danışmanlık alacaksın, bakınız; gıda mühendisleri. Bana danışmanlık ücreti öderseniz, bende gelirim nerede açacaksınız, menülerinizi hazırlar eğitimlerinizi verir, ürün geliştirip teslim ederim. Benim işim de bu çünkü. Ama herkes herşeyi herkesten iyi bildiği için, sabretmeye tahammülü olmadığı için, bu tarz adımları atamıyor. Ya da biraz zor yolu seçip, benim gibi önce eğitimlere vuracaksınız kendinizi, (ki bu yemek okulları ucuz yerler değil) çok ciddi emek ve özveride bulunacaksınız. Sonra kendi tariflerinizi oluşturacak bir yandan da açacağınız mekan için sermaye bulmak zorunda kalacaksınız. Benim takvimimde bu 5 seneye denk geldi. Bu işlere merak sardıktan 2 sene sonra eğitimleri tamamlayıp evden internet sitemi kurup, tek tük sipariş almaya başladım, ama atölyeme taşınabilmem 2 sene önceye denk geldi. Bu tarz durumlarda motivasyon noktanız," bizde bu işi yapalım, yapan nası yapıo allasen", "ya da oolum bu işte çok para var" değil, tutkunuz olmalı. Hedefiniz olmalı. Ne bileyim biriniz de glutensiz İtalyan lokantası açsın ya... Glutensiz lahmacuncu da olur. Azıcık spesifik işlere yönelin ne olur. Kim neyi en iyi yapıyorsa onu yapsın. Glutensiz börek salonu açın, pazar kahvaltılarında size gelelim, doya doya börek yiyelim misal.

Sözün özü, oturduğunuz yerden, ona buna laf sallayarak herhangi bir gelişme kaydedemeyeceksiniz. Ben de dahil kimse de size, sırf iyilik olsun diye, ücretsiz danışmanlık yapıp, bütün meslek sırlarını paylaşıp sizin işletme sahibi olmanızı sağlamayacak. Bu söylediklerime gıcık olup, herşey para oğlum işte, herkes zengin olma peşinde peeeeh diyenlere, bende emeğe saygısı olmayan, beleşçiler diyorum. Bir de böyle düşünün bence ;)

Şimdi şefiniz yine içini döküp rahatladıysa, başka bir deyişle, gazı yeterince alındıysa, gelelim mayasız ekmek tarifimize...

Glutensiz, Mayasız Ekmek:



  • 300 gr. un
  • 5 gr. tuz
  • 7 gr. kabartma tozu
  • 5 gr. karbonat
  • 1 yumurta
  • 50 gr. (bir yemek kaşığı dolusu) yoğurt
  • 250 ml. su
  1. Bütün malzemeleri bir kapta karıştırıp, mikserin kanca ucuyla pürüzsüz ve yapışkan bir kıvam alana dek yoğurun/ karıştırın.
  2. Tercihen baton kek kalıbını (ince uzun olan) azıcık yağladıktan sonra karışımı dökün ve 180 derece önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dk. pişirin.
  3. Piştikten sonra ızgara telin üzerine çıkarıp 20 dk. dinlendirin.
  4. Çok güzel kokan çok lezzetli bir mayasız ekmeğiniz oldu, tebrikler ;)
Afiyet olsun...

Yorumlar

  1. Tarifler de şahane, paylaşımlar da :) Keyifle takipteyiz efenim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar