Glutensiz Amsterdam

Gezmelere doyamayan şefinizden selam olsun size Çölyakdaşlarım :)
Gıcık mıyım neyim di mi? Vallaha arka arkaya çok denk geldi, nazar etme ne olur, temiz kalple iste seninde olur :)

Ekim ayında 2 hafta yoktum biliyorsun, ayıptır söylemesi, ailecek Amerika seyahatine çıktık. Yaklaşık 15 senedir hayalini kurduğumuz, 1 sene önceden rezervasyonunu yaptırdığımız gezi :) Önce onunla ilgili yazmalıydım biliyorum ama bir türlü fırsat bulamadım, bir de Amerika ile ilgili glutensiz yazıya ya da tavsiyeye ihtiyacın yok, her yer glutenfree :) Ama merak etme bir ara fotoğraflarımı falan toparlayıp onu da yazacağım.

Derken Ocak geldi çattı. Dün dönmüş olduğum Amsterdam gezisini zaten yine Eylül gibi ayarlamıştık (yoksa bu döviz kurlarıyla mümkün değil). Amsterdam'ı beklerken, hop sürpriz bir Dubai çıktı. Ben Dubai'ye 5 sene önce iş için gitmiştim çok ta bayılmamıştım. İyi güzel de çok benlik değil ne bileyim... Bir de o zamandan bu zamana çok pahalılaşmış. Görsen küçük Amerika ama glutensizlik namına pek gelişme gösterememiş. Misal Amerika'da şahane glutensiz burger yediğim Cheesecake Factory'ye bi umutla girdim, garsona menüde glutensiz ne önerirsiniz dedim; salata diye cevap verdi. Yani bu cevabı vermesi de birşey ama bir hayal kırıklığı yarattı bünyemde. Dubai sürprizi de sevdiğim bir arkadaşımın düğünü nedeniyle çıktı zaten. Dubai bahane, düğün şahane kafasıyla gittim. Sağolsun dostlar düğün yemeğini organize ederken, şefle konuşup, yemek seçeneklerine glutensiz yemeklerde ekletmişler. Menüde minik bir karmaşa yaşasak ta (glutensiz işareti koymamışlar) garsona danışıp, açıklığa kavuşturduktan sonra leziz ve güvenli bir şekilde karnımı doyurdum yine.

Amsterdam'a gelince, bu gezi de, üniversiteden çok yakın arkadaşım Ayça'cığımın yaz başında," biz seninle hiç yurtdışına gitmedik, hadi birşey ayarlayalım gidelim" demesiyle ortaya çıktı. Ayça öğretmen olduğu için dedi ki; sömestr tatilinde gidelim, hatta ben Amsterdam'ı hiç görmedim hadi gel kendimize doğum günü hediyesi ayarlayalım, oraya gidelim. (doğum günlerimiz 6 gün arayla, yaşasın tam bağımsız Kova kadınları :))Tamam ulan dedim, tarihe de daha çok var illa para ayarlarız, yapalım bir çılgınlık. Derken ayça'nın ablası Tuğçe dahil oldu, ben de geliyorum dedi, derken Tuğçe'nin arkadaşları Burak ve eşi Evrim'de dahil oldu. Derken biz 5 kişi önce hesaplı bilet bulduk, sonrasında otelimizi ayarladık. Tuğçe'nin 3. Amsterdam gezisi olduğu için, otel bulma işini ona bıraktık, çok ta memnun kaldık. Gitmeyi düşünürsen not et çölyaklı; NH City Centre Hotel Amsterdam. Çok merkezi, çok güzel bir oteldi. Kahvaltıyı otelde almadık ama sen oda-kahvaltı kalmak istersen önceden e-mail atıp glutensiz ekmek isteyebilirsin. Her sabah ne yiyeceğim derdin olmaz. Gerçi bizim içinde sorun olmadı.

Ben yine gitmeden önce üstün körü de olsa bir araştırma yaptım. Bu konuda tavsiyem, google'a girip, "glutenfree Amsterdam" yazman, aynı şeyi Foursquare uygulamasında da yapıp yorumları da okuyabilirsin.

Amsterdam'da pancake'çiler meşhur ama bildiğimiz Amerikan stili pancake değil bunlar, daha ziyade krep, hatta evde akıtma diye yaptığımız cinsten mamalar. Cuma sabahı orada ünlü olan bir yere gittik, dedim pancake konsepti bana çok uymuyor ama, omlet falan yerim. Sonra menüyü bir inceledim, istediğiniz pancake i glutensiz unla da hazırlayabiliriz yazıyor. Allah! dedim, mutlulukla siparişimi verdim. Sonuç bu;

 Ben Mozarella, pesto sosu ve kuru domatesli pancake istedim, epey doyurucu ve lezzetli bir seçim oldu.

Amsterdam'la ilgili okuduğum yazılardan edindiğim bilgilye göre, menüde glutensiz diye özellikle belirtilmese de, özel istek üzerine glutensiz olarak ta hazırlanabiliyor ürünler. O yüzden tabelada glutensiz yazısı aramayın. Girdiğiniz yerlere sorun, glutensiz seçeneğiniz var mı diye, illa bir yer buluyorsunuz.

Bizim bu gittiğimiz yerin adı; The Pancake Bakery
Adres: Prinsengracht 191, Amsterdam noord-Holland






Kahvaltıdan sonra şehir turumuza geçtik, Nine streets bölgesinde gezdik önce, zaten şehrin her yeri kanallarla dolu, bu bölgede kanallar arası sokaklardan oluşuyor, çok hoş. Her yer ayrı bir manzara. Tipik üçgen çatılı, tuğla bitişik düzen binalar şehre gerçekten ayrı bir hava katıyor. Bazı sokaklar bana New York'u hatırlattı ki, zaten New York'un ilk adı da New Amsterdam'mış önceden. İnsan ister istemez, güzelim İstanbul da birbirinden çirkin betonerme yapılarla donatılmasaydı da tarihi doku korunsaydı ne güzel olurdu kimbilir diye düşünmeden edemiyor.

Daha sonraki durağımız, müzeler bölgesi oldu, Van Gogh müzesini gezdikten sonra, Moco Müzesinde Banksy sergisini gezdik. Resimden sanattan çok anlayan biri değilim ama ona rağmen çok etkileciydi, hatta ulan bir de anlasak kim bilir nasıl etkileneceğiz diye düşündük. Gerçekten görülmeli. Hatta siz bizim gibi tembellik etmeyin önceden biraz araştırma yapıp öyle gidin, o zaman daha heyecanlı olur.

Sabah sıkı kahvaltı edince, e birazda geç (10-11 arası) yiyince, uzun süre acıkmadık. Akşam yemeğini ünlü külahta patateslerle geçiştirdik. Gerçekten herkesin söylediği kadar varmış. Ben yine de taze ev kızartmasını hiç bir şeye değişmem ama bunlar da çok lezzetliydi. Tavsiyem sos koydurtmayın (sos içeriklerini bilemezsiniz vs.)

Turumuza gece ünlü Red Light Districk ile devam ettik. Kırmızı Fener bölgesi diye çevirebiliriz. Evet o ünlü fuhuş ve hafif uyuşturucuların satıldığı "coffe shop" ların bulunduğu alan. Hafif uyuşturucu'dan kasıt, eroin kokain gibi ağır maddeler değil de, marijuana ya da haşhaşlı kek gibi, kısmen "masum" addedilen ürünlerin yasal olarak satıldığı yerler. Yani coffe shop görüp te bi kahve içmeye gidelim demeyin. Sadece o bölgede değil şehrin bir çok bölgesinde var bu coffe shoplar. Zaten içeriden gelen kokudan anlarsınız yanlış yerde olduğunuzu, tabi amacınız kahve içmekse ;) Amsterdam'ın yerlileri pek haz etmiyorlar o olaydan onu da söyleyeyim. Oralara ya turistler ya öğrenciler ya da "loser" (ezik diye tercüme edebiliriz burada) gidermiş. Biz heyecanlı bir turist olarak gittik gördük, şahsi kanım, pek te merak edilecek, özenilecek bir bok olmadığı. 2 kadeh şarap içerim daha iyi. Bu konular tartışmaya çok açık, kişiden kişiye de değişir o yüzden uzatmıyorum.

Onun dışında bu bölge, sex shoplar, sex tiyatroları ve vitrinlerde bekleyen güzel kızcağızların durduğu yerlerden oluşuyor. Tahmin etmenizin pek zor olmadığı üzere, bu bölgede "oğlum karıyı gördün mü lan?!" diye mutlulukla dolaşan yurdum insanı cirit atıyor. Zaten pazarlık yapanların da çoğu yine bizim insanımız. Tüm bunlarda beni pek eğlendiren bir şey yok açıkçası hatta o kızcağızları don sütyen vitrinlerinde sigara içip, saç tararken görmek bence epey hüzünlü bir deneyimdi.

Yine de gidip görmek isterseniz, kız kıza da takılabileceğiniz güvenli bir yer olduğunu söyleyebilirim. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Gecenin körü sokaklarda güvenle yürüyebilmek te bir İstanbul' lu olarak şaşırtıcı ve "nefes aldırıcı" bir deneyimdi.

Red Light bölgesinde yeterince, "özgürlüğe" maruz kaldıktan sonra, daha normal bir şey yapalım diyerek, yorgunluğumuzun da etkisiyle otele yakın bir yer de bir şeyler içip, gidip zıbaralım dedik. Hoppe diye bir pub'a girdik. Pub'da müzik yok, güzel yanı turistte pek yok. Cuma gecesi iş çıkışı birer içki eşliğinde sohbet eden yerel halk vardı. Arkadaşlarım bira içerken bende keyifle "apple cider"ımı yudumladım. Elma birası olarak yorumlayabiliriz Apple Cider' ı. Alkol oranı birayla aynı %5. Strongbow markaydı benim içtiğim, oldukça da lezzetliydi. İçkimizi içerken, etraftaki aşırı yakışıklı adamlara aval aval bakıp, oğlum bunlar bizim orda olsa hepsi dizi yıldızı olurdu lan diye geyiğimizi yaptıktan sonra otelimize dönüp sızdık.

Cumartesi sabahına, benim internetten bulduğum, glutensiz ekmeklerinin de övüldüğü bir kahvaltıcı da merhaba dedik. Burası da sodalı ekmekleriyle ünlü bir yer. Tabi onlar normal ekmek, glutensiz deyince ayrı bir ekmek getiriyorlar. Bende orada tavuklu avokadolu şu güzel açık sandviçi yedim efendim;

Siz ekmeği göremiyorsunuz tabi, çünkü malzemelerin altında kalıyor. Ekmeğe bolca sürülen mayonez dışında yine epey lezzetli ve doyurucuydu.

Buranın da adı; Greenwoods Singel
adres: Singel 103 (Herenstraat) Amsterdam.











Bugüne biraz daha şehir merkezinde gezinmeye ve dükkan bakınmaya ayırdık. Öğleden sonra birşeyler içeriz diye oturduğumuz Hard Rock Cafe'de dayanamayıp, burger yedik hep beraber. Yine yazının başında belirttiğim gibi, menü de glutensiz işareti yok. Sadece sayfaların altında, herhangi bir gıda alerjiniz varsa garsona danışın yazıyor. Bende garsonumuza glutensiz seçenekleri sorduğumda, burgerleri glutensiz ekmekle hazırlayabiliriz cevabını alınca mutluluktan havalara uçtum. Kız menüyü göstererek şu iki seçenek dışındakileri glutensiz hazırlayabiliriz, diğerlerinin sosları senin için güvenli olmayabilir dedi. İstersem güzel bir steak yiyebileceğimi de söyledi. Ama glutensiz hamburger varken eti ne yapayım? Sonuç oldukça tatmin ediciydi. (Onun fotoğrafını da ekleyeceğim sonradan, henüz bilgisayara aktaramadığım için şimdilik hayal gücünüze kalsın ;) )

Hard Rock Cafe Amsterdam; Max Euweplein 57-61 Amsterdam.

Son günümüze ise, sabah hızlı bir kahvaltının ardından uçağa yetişerek başladık. Planladığımızdan biraz daha erken kalkınca hadi, kahvaltı edelim dedik. Otelden 10:30 da çıkmayı planladığımız için, otelin yakınındaki yerlere bakındık, ben yine en kötü omlet yerim diye düşünürken, otelimize çok yakın Le Pain Qoutidien 'e girdik. Ülkemizde de var bu zincir fırın ama bildiğim kadarıyla glutensiz seçenekleri yok. Ama Amsterdam'da vardı. Orada da menü de istenilen ürün glutensiz hazırlanabilir yazıyordu, ben orada da sandviç almayı tercih ettim. Yine açık sandviç geldi ama oldukça lezzetliydi.

Le Pain Quotidien Amsterdam: Spuistraat 266 Amsterdam.

Menü'de Glutensiz Brownie de var, ben denemedim ama, kahve tatlı keyfi yapmak isterseniz, tercih edilebilir.

Bu arada Starbucks'lara da uğradım arada glutensiz seçenek sordum, bizim buradaki brownie dışında birşey bulamadım. O brownie de diğer brownielerin yanında açıkta duruyordu. Üzerine minik bir yazıyla glutenfree yazmışlar ama istenirse özel paketli olarak ta verilebilir diye eklemişler. Yani görürsen şaşırma, paketli istiyorum de, içerden özel getirsinler ;)


Bunun dışında, en güzeli en sona sakladım; Perşembe akşamı, yani Amsterdam'a vardığımız günün akşamı, yine benim internetten bulup, gidelim diye tutturduğum mekana gittik. De Italiaan! Burada tabii ki, glutensiz pizza yedim :)







Şimdi bana küfretme Çölyaklı, biraz ukalalık olacak ama; gerçekten İtalya'da glutensiz pizza yiyince, diğerlerine çok ayılıp bayılmıyor insan.
İtalya'dakiler o kadar iyi ki; 30 kere gerçekten glutensiz değil mi, yanlışlık olmadı yani diye sormak zorunda hissetmiştim kendimi.

Sonra Berlin'de, Amerika'da ve şimdi Amsterdam'da yedim, onlar da lezzetliydi ama hala İtalya'dakini unutamıyorum.

Buraya gelince, yine glutensiz isteyince beni uyardılar, bulaşma riski yüzünden glutensiz pizza tabanı burada hazırlanmıyor, diğer pizzalardan biraz daha küçük gelecek ama korkma doyurucu bir porsiyon diye :) Burada da vejeteryan pizza yedim, pek lezizdi, pek keyifli bir mekandı ayrıca;

De Italiaan; Bosboom Toussaintstraat 29, Amsterdam.

Bunun dışında Amsterdam İzlenimlerim;

*Mümkünse kışın gitmeyin, hava çok soğuk, ama gerçekten soğuk! Bahar'da çok daha güzel gezilir.
* Amsterdam'a yakın, mutlaka gidilmesi gereken yerler var; misal; Volendam, Marken, Zaanse Schans. Biz bu soğukta ne işimiz var diye gitmedik, (oralar daha da soğuk oluyormuş). Buralara Central Station'dan trenle gidebileceğiniz gibi, şehir içinde rastlayacağınız tur organizatörlerinden satın alacağınız turla da gidebilirsiniz; bu 3 yeri kapsayan 5,5 saatlik tur 49 €, kendi kendinize arayıp gitmeye çalıştığınıza değmez bence ;)
* Kızlar çok güzel. Dolgu dudaklı, botoxlu, dövme kaşlı genç kızların adeta küçük birer Kim Kardeshian gibi gezindiği yurdum sokaklarından sonra, doğal, sade ama bakımlı selvi gibi kızları hem hayranlık hem de azıcık hasetle izledim ne yalan söyliyeyim. Bu nasıl bir gen arkadaşım? Saçlar şahane, gür ve ipek gibi genelde, şampuan reklamından fırlamış gibiler, bacakları zaten benim boynumdan falan başlıyor, yüz desen nakış gibi, maşallah deyip geçtik ne yapalım.
*Erkekler çok güzel. boy pos, kaş göz biri eksik olsun değil mi? Yok dış pakette herşey 4x4 lük! İç paketi bilemem, bir iletişimim olmadı. Şöyle ifade edeyim, sokakta bir sürü Kıvanç Tatlıtuğ yürüyor, yani can dayanmaz o kadar ;)
* Bisikletler ünlü biliyorsunuz, ama acemiyseniz, çok tavsiye etmiyorlar. Bisikletliler deli gibi sürüyorlar çünkü, bisiklet yoluyla kaldırımıda ilk başta ayırt etmek biraz zor. O yüzden sağınıza solunuza çok dikkat edin, bisiklet yolunda durmayın, son sürat gelen bi ablanın/abinin altında kalıverirsiniz mazallah!
*İnsanlar nazik, hemen herkes çok iyi İngilizce konuşuyor.

Bonus seyahat önerisi;

Biz THY ile uçtuk Amsterdam'a, yurtdışı uçuşlarında, 24 saat önceden telefon ile müşteri servisini arayarak özel yemek ayırtabiliyorsunuz. Giderken geç kalmıştım ama dönüşü ayırtabildim. PNR numaranızı belirterek, uçuşunuz için GFML, Glutensiz yemek seçeneğini ayırttırabilirsiniz.



Karnıyarık ve pilav ana yemek olarak veriliyor, salata meyve ve glutensiz ekmek yan ürünler.
Bu arada bu hizmet diğer hava yolları için de geçerli, yapmanız gereken biletinizi aldıktan sonra, müşteri hizmetlerini arayıp, uçuşunuzda özel yemek istediğinizi söylemek.

Herhangi bir yere seyahat ederken aklınızda bulunacaklar;


  • Gideceğiniz otele önceden e-mail atıp kahvaltı için glutensiz seçenekleri var mı öğrenebilirsiniz.
  • google maps harika bir uygulama, ama yurt dışında da internet bağlantınız olması gerekiyor. Oradan da etraftaki glutensiz cafe ya da restoranları görebilirsiniz.
  • Foursquare ayrı bir uygulama, tavsiyelerle beraber görüp karar verebilirsiniz, orada da adres bilgileri mevcut.
  • herşeyi ayarlasanız da çantanızda yine de glutensiz kraker vs. gibi atıştırmalık ürünler bulundurun. Bazen güvenlik kuyrukları, hava alanına giriş çıkışlar ya da beklenmedik yoğun trafik yüzünden aç kalabilirsiniz. Acil durum krakeri taşımak her zaman iyi fikir.
Şimdilik benden bu kadar, sürekli yükselen döviz kurlarına bakılacak olursa bir sonraki seyahatimde maksimum Tekirdağ'a falan gidebileceğim için, sonraki yazılarıma glutensiz köfte tarifleriyle devam edeceğim sanırım... 

Haydi kalın sağlıcakla...
















Yorumlar

Popüler Yayınlar