Glutensiz Cennet; İtalya

Toskana Manzarası
Yapmam gereken bi dünya iş var ama, sıcak su torbama sarılıp uyumak istiyorum modunda geçen bir günden, selamlar olsun size Çölyakdaşlarım!

Kurabiyelerim fırında, ben bilgisayar başına geçtim, size güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Mesela seyahat, mesela güzel yemekler ki, hepsi glutensiz!

İnstagramdan takip edenler görmüştür, bu ayın başında mini bir İtalya gezisine çıktım, bol bol gezdim, bol bol yedim. Bu yaşıma kadar iyi gezdim ne yalan söyleyeyim, ama glutensizlik bakımından en en en rahat ettiğim yer, İtalya (bir de Amerika var tabii ki ama lezzet açısından hala İtalya diyorum) .

Yine aylar öncesinden uçak biletlerimizi aldık, internetten otelleri ayarladık, ben bloglardan gezilecek yerleri not ettim, kendimize bir yol haritası çıkarttık. Ve hayallerimizdeki gezilerden birini yapmaya, Toskana bölgesini keşfetmeye doğru İtalya'ya yola çıktık. Pegasus hava yollarını tercih ettik giderken. Yine önceden özel yemek seçeneklerinden "glutensiz" tercihimi yaptım. Kafam rahat. Yemekten hiç memnun kalmadım gerçi, onu belirtmem lazım. GFML (glutensiz yemek) olarak, haşlanmış tavuk, ve haşlanmış sebzeler, mini salata ve meyve vardı. Böyle söyleyince kulağa kötü gelmiyor ama, tatsız, tuzsuz hasta yemeği gibiydi. Tavuk çok kuruydu, boğazımda kalıyordu nerdeyse, patatesler desen, patates ne kadar kötü olabilirse o kadar kötüydü. Neyseki önceden yanımda getirdiğim mamalardan tırtıklamıştım, çok açlık çekmedim. Ama sinirlendim, hani sanki çölyaklıyım diye cezalandırılmışım gibi. Dönüşte yine aynı yemek vardı ama tavuk bu sefer daha iyiydi, onu yiyebildim en azından.
Toskana'nın bağları

Gezimize Floransa'dan başladık. İtalya gezisi yapanlardan duyduğum, Floransa'nın İtalya'nın en güzel şehirlerinden biri olduğu, çoğu kişinin Roma'dan bile daha çok beğendiğiydi. Ben 2009'da gitmiştim Roma'ya, etkileyici bulmuştum ama çokta hakkını veremedim gibi gelmişti. Floransa ise, gerçekten güzel bir şehir ama, bence hala Roma daha etkileyici. Özellikle turistik açıdan. Glutensiz yemek açısından, şu ana kadar ki favorim kesinlikle Floransa!

Bu arada, teknoloji geliştikçe, seyahatler geziler çok daha kolaylaşıyor. Ne açıdan diyeceksiniz? Birincisi kesinlikle, yol bulma! Yurt dışında internetiniz varsa, "google maps" nimet resmen. Yani elinizin altında navigasyon olması, benim gibi harita okuma özürlüler için müthiş kolaylık. Bir diğer güzellik te, yine aynı uygulamadan, arama kısmına "gluten-free" ya da İtalya'da " senza glutine" yazdığınızda size yakındaki glutensiz yerleri göstermesi. Böylece acıktığınızda, en yakındaki yeri bulup gidebiliyorsunuz. Ben yola çıkmadan önce yine, blogları araştırdım, tavsiyeleri okudum ve bir kaç adresi not ettim. Yine de en çok "google maps" tan yararlandım.

Biz yolculuğa Bologna üzerinden başladık, çünkü Pegasus oraya uçuyordu. Hava alanından araç kiraladık (önceden ayırtmıştık), aracımıza yerleşip Floransa'ya doğru yola çıktık. Yaklaşık 1 saat süren yolculuğumuz sonrası otelimize vardık. Araç kiraladığımız için, otel seçerken hep "free parking" yazan seçenekleri araştırmıştım, yani ücretsiz otoparkı olanları. İtalya'da özellikle şehir içlerinde otopark sorunu var çünkü. Neyse otele vardığımızda gayet cadde üstünde otopark benzeri bir şey göremediğimiz tarihi bir binayla karşılaştık. Bir koşu içeri girdiğimde, sigorta acentesiyle karşılaştım! Kapıda otelin adı yazıyor Allahtan! Hımmm buralarda bi otel olması gerekiyordu derken, adamlar üst katı gösterdiler, otelimiz 2. kattaymış. Fi tarihinden kalma asansöre güvenemeyip merdivenleri koşarak çıktım. Resepsiyondaki kadın, otoparkı telefonumdaki haritaya işaretledi, ben tekrar bir koşu aşağıya. Bu arada, kardeşim arabayı biraz (!) ileriye almak isterken, ileride yer olmaması nedeniyle 15 dk.lık bir Floransa turu atmak zorunda kaldı. Sizde takdir edersiniz ki, varışımız pek eğlenceli geçmedi. Neyseki otel, 2. katta olması, ücretsiz otoparkını haritaya rağmen bulamamış olmamız, ve odaların öğrenci fakirhanesi gibi olması dışında fena değildi! Yani otellerde lüks arayan biri değilim şahsen, temiz, güvenli ve şehir merkezine yakın olması önceliklerim. Yine de ilk izlenimler beni biraz gerdi. Arabayı kapalı (ve ücretli) bir otoparka koyup otele yerleştik neticede.

Sonrasında, biraz dinlenip 10 dk.lık bir yürüyüş sonrasında Floransa'nın merkezine çıktık. Etrafı keşfettik, büyüleyici "duomo" ya hayran hayran baktık. E tabi karnımız açıktı. Neyseki restoran seçimlerim, otel seçimlerimden çok daha iyi çıktı da, kardeşimle annemin keyfi iyice yerine geldi.

Ciro and Sons'daki Glutensiz pizza
İlk durağımız, glutensiz menüsü ödül almış bir restoran; Ciro and Sons. Hem mekan çok güzel, ortam harika, hemde yemekler ve servis. Çalışanlar çok tatlı, çok arkadaş canlısı ve güleryüzlü. Menü gerçekten harika. Ben tabi ilk gece hemen glutensiz pizzamı ısmarladım, çok ta memnun kaldım. Yanında, garsondan bize şarap tavsiye etmesini istedik, gitmişken yerel şarapları da tatmak istiyorduk çünkü. Garson bize yerel şarabı boşverin, haftanın şarabını tavsiye edeyim size dedi, normalde şişesi 70 € olan şarap, 35 € imiş o hafta boyunca. Getir madem dedik ve, sanırım şimdiye dek içtiğim en güzel kırmızı şarabı içtim ki ben kırmızı şaraptan pek hoşlanmam. Giderseniz aklınızda olsun şarabın adı "Modus", içimi çok rahat, aynı zamanda inanılmaz aromatik. Tek pişmanlığımız, sonra buluruz nasıl olsa diyerek, restorandan o şarabı almamış olmamız. Çünkü ne marketlerde ne de Duty Free'de bulamadık.

Tıka basa doymuş olmama rağmen, sırf tadayım diye, glutensiz tiramisu da yedim pizzanın üstüne :) O da gerçekten başarılıydı.





Historia Il Desco
2. Gün, kahvaltı için, otelimize çok yakında bulunan "Starbene" adlı glutensiz pastaneden, domatesli mozarellalı tart gibi bir şey aldım (bir de sonra lazım olur diye minik ekmek), oturduğumuz bir kafede çay eşliğinde yarısını yedim (büyükçe bir porsiyondu) ve evet İtalya'da da olsak, kahvaltıda çaydan vazgeçemeyen tipik Türk ailesiyiz :)

Etrafı bir de gündüz gözüyle gezip, biraz alışveriş yaptıktan sonra yine karnımız acıktı, ben yine açtım haritayı bir yer buldum. Bu arada İtalya'da restoranlar 14:30-15:00 arası kapanıyor ve tekrar 18:30-19:30 arası açılıyorlar. O yüzden 15:30 da acıkırsanız geçmiş olsun. Öğle yemeği durağımız; Historia il Desco, normalde et yemekleriyle ünlü çok tatlı bir restoran. Burada da ailecek makarna yedik. Tabiki benim için özel glutensiz makarna vardı. Ve öyle çok özel, değişik bir şey de yemedim. Domatesli makarna! Ama makarna el yapımıydı ve domates sosu o kadar lezzetliydi ki, bir kere daha adamların itinasına hayran kaldım. Yine instagram takipçilerim bilir, burada en çok şikayet ettiğim şeylerden biri, glutensiz makarna yapan restoranların, soslarına hiç özenmeyip, yine hasta yemeği tadında birşeyler servis etmeleri. Allah aşkına normal bir domates sosunu yapmak ne kadar zor ve gluten açısından riskli olabilir ki?! Neyse sinirlenmeyeyim yine.

Ciro and Sons glutensiz Sarımsaklı ekmek



Burayı da not edin, yazının sonunda özetle beraber adresleride bulabilirsiniz. Akşam yemeğinde dayanamayıp yine Ciro and Sons'a gittik, aynı şaraptan sipariş ettik, bu sefer değişik bir şey yiyeyim dedim ve lazanya ısmarladım. Veeee yine beni benden alan bir lezzetle karşılaştım, bu restoran gerçekten boşuna ödül almamış! Bu arada restoran yalnızca glutensiz ürün yapan bir yer değil, ayrı glutensiz menüsü var. 2. akşam dikkatimi çeken şey; etrafımızdaki masalarda hep turist olması ve her masadan "gluten-free" seslerinin gelmesiydi. Muhtemelen dünyanın farklı yerlerinden gelen çölyakdaşlarımızdı :) 2. gece tatlı olarak, cheesecake söyledim. O da lezzetliydi ama ben daha güzelini yaptığım için o kadar etkilenmedim :)

3. günümüzde Toskana bölgesinin minik köylerini gezmek üzere yola çıktık, Floransa'dan sonra Siena'da kalacağımız için, yolumuzun üzerindeki Chianti bölgesini gezdik. Bu arada muhtemelen otobandan daha hızlı gidersiniz, ama bu minik kasabaları kaçırırsınız o zaman. O yüzden SR222 (Chiantigiana Road) yolunu takip edin :)

Chianti bölgesinde ilk durağımız "Greve in Chianti" diye tatlış bir yerdi, burada bir cafede yaptık yine kahvaltımızı, ben yanımdaki, bir önceki günden kalan böreğimsi, tartımsı mamamı yedim, biraz etrafa göz atıp, oradan Montefioralle'ye geçtik, burasıda yine sonsuz yeşilliğin içinde, şarap bağlarının arasında, kale içindeki bir minik yerşelim birimi, o kadar küçükki, köy kasaba değil yani (merkezinde bahsediyorum tabi, eminim bölge olarak daha büyüktür), orada da minik bir kafe bulup, capucino larımız içip, Radda in Chianti'ye devam ettik. Buralar maksimum 1 saatte gezebileceğiniz minik yerler dediğim gibi, genel çekicilikleri doğa ve ortam. Burada oturduğumuz bir cafe-bar'da glutensiz olarak benlik birşey yoktu mesela, ama garson yine de derdimi anlayıp, glutensiz olarak salata yapabiliriz dedi, ayrıca peynirler de glutensizdir diye ekledi. (o sırada peynir tabağı sipariş etmiştik, İtalya'da harika olan tek şey, makarna ve şarap değil, peynirlerde çok meşhur) Sonrasında aklıma çantamdaki ekmek geldi, Starbene'den aldığım, rica edip ondan sandviç yaptırdım kendime mis gibi onu yedim :)
Il Pomodorino

Il Pomodorino
Radda'dan sonra Siena'ya otelimize yerleştik. Allahtan burayı doğru düzgün seçmişim, otel olduğu her halinden belli koskoca yapı, otoparkı da hemen bitişiğinde! Yine otelde yorgunluk atma faslından sonra, Siena'yı keşfe çıktık. Akşam yemeğinde ben yine glutensiz pizza yemek istedim; IL Pomodorino diye bir pizzacıya gittik, rezervasyonumuz olmadığı için pek hoş karşılamadılar ama yine de bir masaya yerleştik. Buradan da memnun kaldım sayılır. Buradaki glutensiz pizza, biraz Amerika ya da diğer Avrupa ülkelerindeki gibiydi. Şöyle ki, daha kalın değişik bir hamuru vardı, annemle kardeşime gelen glutenli pizzadan biraz daha farklı görünüyordu. Lezzetinde bir sorun yoktu yine gayet güzel yedim ama İtalya beklentilerimi ve damak tadımı öyle yükseltti ki, İtalya standartları için eh işte bir pizzaydı.





San Gimignano sokakları
Ertesi gün yine atladık arabamıza, bu sefer ünlü San Gimignano'ya gittik. Toskana bölgesine ait en bilinen ve en güzel manzaralardan biri buraya ait. Aynı zamanda aslında tüm Toskana'da olduğu gibi burası da şaraplarıyla ünlü. Burada yapılacak en iyi şeylerden biri şarap tadımına gitmek ama kardeşim araba kullandığı için, ona haksızlık olmasın diye biz şarap tadımına gitmedik. Yine eski bir kalenin içinde minik bir şehir, etrafı bağ bahçe tarla. Müthiş bir manzara, yani daracık sokaklar ayrı güzel, kalenin dışında kalan yeşil alan manzarası ayrı güzel.

San Gimignano sokakları
Öğle yemeği için yine açtım google maps'imi bakayım dedim burada glutensiz bir yer var mı? Bulamasam da üzülmeyeceğim çünkü, en kötü risotto yerim ve risottoyu da ayrı severim. Ama buldum! " Ristorante Bel Soggiorno" aynı adlı otelin restoranı, manzarası az önce bahsettiğim en ünlü manzara, ama siz giderseniz önceden rezervasyon yaptırın ve cam kenarında manzaraya yakın oturun derim. Bizim gibi rezervasyonsuz gelenlere de sıcak davranıyorlar tabi :) Burada da çok güzel bir makarna yedim, hazır makarnaydı bu sefer ama sos yine çok çok iyiydi. Hatta yemekler gelmeden bana minik glutensiz ekmekler getirdiler, zeytinyağına bana bana yedim. Bu arada bize balsamik sirke yasak diye biliyorum ama, İtalya'da gayet servis ettiler tüm glutensiz yerlerde bende ekmeğimi bana bana yedim, buradakilerin üretiminde mi bir farklılık var bilemiyorum. Burası da kesinlikle tavsiye ettiğim yerlerden biri, not edin ;)

San Gimignano'dan sonra gezebileceğimiz yakınlarda bulunan Volterra diye bir yere gittik. Şehrin dışı içinden daha etkileyici. Okuduğum blogta burası için, Toskana'nın en çekici küçük kasabalarından biri diyordu ama ben çekici bir şey bulamadım doğrusu. Aklımın kaldığı ama bizim rotamıza uzak olduğu için, gidemediğimiz, başka kasabalarda var, siz not edin diye söylüyorum; Val D'orcia ve çevresindeki yine minik yerler. Biz yine 1 saatlik yolculuk sonrası Siena'ya döndük. Akşam yemeği için bu sefer Numero Unico diye bir yere gittik. Restoran sahibinin kız kardeşi çölyaklı şefmiş benim gibi. Kendine minik bir laboratuar-mutfak gibi bir yer kurmuş ve orada glutensiz ürünler üzerine çalışıyormuş. Yani yine çapraz bulaşma vs gibi şeyler hakkında yeterli bilgisi olan bir yer daha. Ben ana yemek olarak açık ravioli istedim, müthiş burrata peynirinin üzerine makarna yaprakları, ve yine şahane bir domates sos. Tek sorun; biz yemeğimizi yemeye çalışırken fırtına çıkması, ve içeride yer olmadığı için, dış mekanda bir bahçe şemsiyesinin altında olmamızdı! O kadar üşüdük ki, ertesi gün zatürre olmamamız mucize!. Gecenin başında çok tatlı olduğunu düşündüğüm kadına, sonradan bize taksi çağırmadığı için de biraz gıcık oldum onu da belirtmeden edemeyeceğim. Apar topar yemeğimizi yiyip (yaklaşık 1,5 dk.da) içeri girip kadından taksi çağırmasını rica ettik, önce çok işim var çağıramam dedi, taksi numarasını vereyim siz arayın dedi. Kardeşim de peki ama taksiciler İngilizce konuşabiliyor mu deyince, hımmmsss diye kaldı. Buradan yürüyün otel zaten 10 dk dedi sağ olsun hiç aklımıza gelmemişti. Neyse yukarı çıkıp dikilmeye başladık, o sırada başka bir kıza dedi taksi çağır diye (niye daha önce aklına gelemdi acaba?), sonuçta tabi ki taksi falan yok, neyseki yağmur dinmişti de gerçekten yürüyerek (koşarak) döndük otele.

5. günümüzde Siena'dan ayrılıp Bologna'ya döndük. Orada da oteli hava alanına yakın seçtim çünkü ertesi gün uçağımız öğlen saatlerindeydi, ve yolu bulacak mıyız, trafik olur mu endişesi yaşamak istemedim açıkçası. Bologna turistik açıdan çekici bir şehir değil ama İtalya'nın sanırım her yeri gibi yine kendine has bir güzelliği de var. Burada da merkezi biraz gezip öğle yemeği için rastgele bir restorana oturduk. Burada da glutensiz bir menü olmadığı için karidesli risotto yedim, gayet beğendim ve yine zevkle ve güvenle karnımı doyurdum. Ama glutensiz keşiflerimden vazgeçmiş te değildim. Elimde yine telefon, akşam yemeği derdine düştüm, dedim bu son gecemiz, benim son bir pizza yemem lazım! Otelimize yani aynı zamanda hava alanına yakın bir restoran buldum ki, burası aynı zamanda İtalya Çölyak derneğinin de onayladığı bir yermiş. Şimdi buraya yolunuz düşer mi hiç bilmiyorum, ama olur da iş için gidersiniz, yakınında kalırsınız, bu bölgede bir şey bulamam ki demeyin hiç. "Pizzeria Ristorante Itaca". İçerisi kocaman bir okul kantinine benziyor. Oldukça yerel bir yer ama, neyseki ingilizce bilen garsonlar da var. Menünün arkasında kocaman bir glutensiz bölüm var, sanki 4 gündür İtalya'yı yemelere doyamamış ben değilmişim gibi, gözüm dönüyor. Dayanamayıp, bizimkilere yalvarıyorum, başlangıç olarak glutensiz tortellini alalım, ben hepsini yiyemem diye. Tortellini demek bizim mantının süslü kapanmışı, bir de bu aynı zamanda el yapımı demek. O yüzden içinden ricoota peyniri fışkıran, yine muhteşem domates sosuyla gelen bu bebişi de ısmarladık, iyi yaptık! Ardından yine çok iyi bir glutensiz pizzayla kapanışı yaptım!

Notlar:


  • Araba kiralayacaksanız, otel seçerken "gerçekten" otoparkı olmasına dikkat edin. Napoli taraflarında hırsızlık çok yaygın olduğu için o taraflarda özellikle dikkat edin, ben yaşamadım ama, park ettiği arabayı yerinde bulamayanlarla ilgili çok hikaye duydum.
  • Yine Araba kiralarken, önceden rezervasyon yaptırmanız önemli ama, acenteden net fiyat isteyin, yani vergileriyle sigortasıyla en son ödeyeceğiniz parayı öğrenin, sonradan anlaştığınız fiyatın 2 katı bir şey çıkıyor çünkü.
  • Restoranları araştırmak için, google'a gluten free Milano yazın misal, hangi şehre gideceksiniz bu şekilde araştırın. Çıkan bloglardan ya da trip advisor'dan bir sürü yoruma ve adrese ulaşabilirsiniz.
  • Ufak kasabalarda bile olsanız "google maps"tan şansınızı deneyin ve arama kısmına gluten free diye bir yazın, hiç bir yer çıkmazsa glutensiz ürünlerin satıldığı marketler çıkıyor ki ben gezmedim oraları.
  • Bizim gibi araba yolculuğu (road trip) yapmak isterseniz, yine gideceğiniz yere göre manzaralı yolları araştırın, google'a "scenic roads to ..." yazmanız yeterli, navigasyondan da ona göre yolları seçip gidersiniz.
Adresler:

Ristorante Bel Soggiorno'dan San Gimignano manzarası
  1. Ciro and Sons: Via del Giglio, Floransa, Toskana (10 numara 5 yıldız, kesinlikle gidin, Modus şarabından için, ödüllü pizzasından ve lazanyasından yiyin)
  2. Historia Il Desco; Via delle Terme 23/R 50123 Floransa (domatesli makarna, ambiyans süper)
    1. Starbene (Glutensiz Pastane); Şubeleri olan zincir bir yer, farklı şehirlerde de var, gideceğiniz şehre göre adresini araştırabilirsiniz.
    2. Il Pomodorino; Via Camporeggio, Siena, Toskana (Glutensiz Pizza Türkiye şartlarına göre iyi, İtalya şartları için vasat)
    3. Ristorante Bel Soggiorno; Via San Giovanni, 91, San Gimignano (Manzara müthiş, ortam şık ve nezih, önceden rezervasyon yaptırıp cam kenarında oturun)
    4. Numero Unico; Via de Citta 125/127 Siena, Toskana (özellikle haftasonu için rezervasyonsuz gitmeyin, dışarıda oturmak için hava durumuna iyi bakın, ani fırtınalarda dışarıda kalıyorsunuz)
    5. Pizzeria Ristorante Itaca; Via Roma 81/a, Calderera di Reno, Bologna (Başka bir 10 numara 5 yıldız mekan, pizza artı tortellini ya da başka makarnalardan yiyin)






    Yorumlar

    Popüler Yayınlar