Unsuz Lahmacun
Ortadoğu ve Balkanların, hatta galaksi ve yıldızların, ilk ve tek, ve en iyi, öz hakiki glutensiz şefinden selamlar olsun sizlere çölyakdaşlarım!Yok yok ünlü olduğum için popom kalkmadı, zaten ünlü de olmadım, zaten sosyal medyada bir ben ünlü olamadım :) Herkesin kendi kendine sıfatlar edindiği, kendini kral, kraliçe vs. ilan ettiği sosyal medya ortamına laf çakayım azcık istedim euheuehe :)
Sosyal medyanın iyi yönleri de var elbet, şu sıralar instagram sağlıklı yemek tarifi paylaşanlarla dolu ve gerçekten çok ilham verici reçetelerle, bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Daha yeni "aquafaba" diye birşey olduğunu öğrendim, ve inanılmaz heyecanlandım. Kendisi baklagil suyu. Hani nohutu falan akşamdan ıslıyorsunuz ya o su. Onu yumurta yerine kullanabiliyorsunuz, beze yapacak kadar yani. Bence bu inanılmaz bir şey! Henüz denemedim ama netten aratırsanız, daha çok bilgi ve tarife ulaşabilirsiniz. Veganlar için harika bir alternatif, aynı zamanda süt ve yumurta alerjileri olanlar için de süper, kolay ve ucuz bir seçenek.
Bende yine sigarayı bıraktım ve sağlıklı beslenme olayına giriştim. Bu sefer beslenme düzenimden karbonhidratları çıkarmaya çalışıyorum. Sigarayı bırakalı 2 ay, karbonhidratı bırakalı 5 gün oldu. İnşallah ikisi de kalıcı olur. Karbonhidratı bırakmak derken, ete abanmadım tabi. Sebzeye abanmaya çalışıyorum. Sevdiğim unlu gıdaları unsuz hazırlamaya çalışıyorum. İnstagramda takip ettiğim bu tarz hesaplar gerçekten çok ilham verici oluyor bu konuda. Mesela bugün vereceğim tarifi sevgili Elif Ezgi Uzmansel'den gördüm, biraz kendimce uyarladım. Daha doğrusu tarifi artık neremle okuduysam, karnabahardan lahmacun yapılmış diye kalmış aklımda, halbuki alakası yokmuş ama olsun, hayırlı bir şeye vesile oldu. Aynı tarifi yapsam kalkıp buradan tarif yayınlamayacaktım. Size yeni tarif çıktı işte fena mı ;)
Benim sağlıklı yaşam çabalarım bir yana, bir de şu glutensiz beslenme sağlıksız, tatsız tuzsuz, vay efendim, başka hastalıkları tetikliyor gibi söylemler çok yayılmaya başladı. Bu "yarım yamalak", "kulaktan dolma" lafları duyup, sağda solda ahkam kesenlere ayrı gıcık oluyorum. Yeri gelmişken burada bi bahsedeyim o mevzudan da. Efendim glutensiz beslenme dediğimiz şey aslında, kelime itibariyle, "gluten"i hayatımızdan çıkarmak anlamına geliyor ve bu sağlıksız bir şey değil. Herhangi bir doktorun ya da uzmanın, sağlıklı yaşam için vücudun şu kadar glutene ihtiyacı var dediğini duydunuz mu? Ya da hangi hastalığa çare olsun diye glutenli bir diyet öneriliyor ki? Gluteni hayatımızdan çıkardıktan sonra, geri kalan beslenme tarzı yine size kalmış ve glutenli beslenenlerden de pek farkınız yok aslında. Yani glutenli ya da glutensiz, yediğimiz şeyler kabaca, protein, sebze-meyve, tahıl grubu olarak ayrılıyor. Sağlıklı olan dengeyi kurmak. Glutenli ya da glutensiz, sürekli hamur işi tüketmek hiç bir bünyeye iyi gelmeyeceği gibi, hem fazla kiloya hem kan şekerinizin artmasına, buna bağlı olarak diyabet çeşitlerinden birine yakalanmanıza kadar çeşitli sıkıntılara neden olacaktır. O yüzden tatlım, sebze, meyve, et, balık, tavuk ürünleri de doğal halinde glutensiz besinlerdir. Proteini dengeli alıp, sebze ağırlıklı beslenirseniz, gluten yemememizin size bir zararı dokunmaz. O yüzden glutensiz baklava tarifi arayacağınıza, çoluğa çocuğa kerevizi, brokoliyi sevdirmenin yollarını araştırın biraz. Ya bırah yaaaa, deyip pastaya böreğe de abanabilirsiniz ama çok rica edeceğim, o zaman, glutensiz beslenme yüzünden kilo aldım, vay şeker de çıktı hep o nişastalı unlar yüzünden diye ağlamayın .
Bir de geçenlerde benden biraz daha sağlıklı tarif paylaşmamı isteyenler oldu, öyle doğru bir zamana denk geldi ki, keşke başka bir şey isteseymişsiniz :) Benim her zamanki gibi her yerim liste dolu. Telefonun notları, dükkandaki ve evdeki bir sürü defter, ajanda. Sürekli şunu dene, bunu dene, buna video çek, bunu bloga yaz falan diye not alıyorum. Özellikle de gece uykum kaçınca. Yani bok mu var çok affedersin, şöyle tropik ada da edeleli bi manitayla hayaller kura kura zıbaracağıma, o çikolatayı erit, yumurtayı içine kır, ama önce beyazı kabart bi daha ki sefere falan diye, içimdeki Emine Beder'e dırdırdır laf yetiştiriyorum anacım. Uykuya dalarken hala fırını önceden ısıt falan diyorum. O yüzden, o listelerden bol kalorili tarif yerine, hem hafif, hem leziz hem de yararlı bir tarif seçtim size bugün.
İşte o tarif; ihtiyacımız olan malzemeler;

- karnabahar
- 1 yumurta
- 1 dilim dil peyniri (kaşar da olur)
- tuz, karabiber
- Karnabaharı çiğden rendeleyip bir kaba alıyoruz.
- dil peynirini minik minik doğrayın.
- tüm malzemeyi karıştırın.
- yağlı kağıt üzerine yayın. (elinizi hafif yağlayıp, karışımı elinizle bastırıp yayabilirsiniz.)
- 180 derece önceden ısıtılmış fırında 7-8 dk. pişirin.
Karnabahar çok büyükse 2 yumurta da gerekebilir, ama ortalama boylar için 1 yumurta yetecektir.
- 250 gr. kıyma
- 1 orta boy domates
- 1 ortaboy soğan
- maydanoz
- biber
- zeytinyağı
- tuz karabiber
- Domates ve soğanı kıymanın içine rendeleyin, biber ve maydanozu ince ince kıyın, sonra istediğiniz baharatlarla beraber tüm malzemeleri iyice karıştırın.
- Frıından çıkardığınız karnabahar tabanın üzerine kıymalı harcı iyice yayıp, tekrar fırına verin
- 180 derece fırında yaklaşık 5 dk. pişirin.
Yukarıdaki ölçülerden, 2 adet karnabahar taban çıkıyor. 250 gr. kıyma ise çok fazla, ama kasaptan 100 gr. istemeye utandığım için ben bu kadar alabildim en az :) Kalandan dolma falan yapacağım sanırım. Yani size her an başka bir sağlıklı tarif gelebilir ;)
Bu arada bu karnabahar taban hayatımıza "low carb" pizza olarak girdi, yani bu tarifi pizza tabanı olarak ta kullanabilirsiniz.
Bu tarifle mutlu olmayanlar, sonsuza kadar böyle tarifler yapmayacağım, korkmayın :) Arada çılgın tatlı ve hamur işi tariflerim de gelecek. Ama azıcık sebze yesen ölmezsin sende yani ;)
Hadi şimdiden afiyet olsun.

Yorumlar
Yorum Gönder