Neden Tüm İyi Şefler Erkek ?
Bugün tarif yok, benim feminist düşüncelerim ve çemkirmelerim var yine.
Günün anlam ve önemine ithafen çok şey söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Çoğunu samimiyetten uzak ve "bakın ben ne güçlü kadınım beee" gösterişi için bahane olarak görüyorum ne yazık ki. Genel olarak zekadan uzak, içi boş, slogan olsun diye söylenen, ve aslında "öylesine" yapılan herşeye karşıyım.
Misal tam şu an, bu satırları yazarken, geçen sene iş birliği yapmak üzereyken ve epey de heyecanlanmışken, beni arayıp; "Selin hanım, ben sana söyleyemedim o gün ama, ben işten ayrılıyorum, olmayacak bizim iş, kusura bakma" diyen şef amca, kadınlar günümü kutlayan mesaj atmış! Olmayan her işte bir hayır vardır, çok inanırım, çokça da tecrübe etmişimdir ama yaklaşıma, etiğe de inanırım. Kendi adıma, olmayacağı önceden belli olan işler için kimseyi heveslendirmem, ümitlendirip ortada bırakmam. Neyse, kadınlar günüm çok kutlu geçiyor sayesinde, bi yerlerden, beleş ağda, manikür, ne bileyim bi paket orkid ya da kirpik kıvırıcısı da kazanırsam, hayatımda herşey daha çok anlam kazanacak.
Tüm bunları bir kenara bırakır, başlığa dönecek olursak; neden tüm iyi (ünlü) şefler erkek? Sorusuna verecek uzun uzuuuuun cevaplarım ve analizlerim var elbet. Ne yani böyle bir konuyu 2 cümleyle özetleyeceğimi mi sandınız?
Baştan söyleyeyim, bu konunun kadınların dayanıksızlığı, kırılganlığı, mutfakta manikürünün bozulmasıyla falan alakası yok. Çok yazık, bir çok kadın da, hemcinslerini yine bu tarz söylemlerle aşağı görmekten geri kalmıyor.
Önce profesyonel aşçılık/şeflik konusuna biraz değineyim. Profesyonel mutfak, sizin workshoplarda güle oynaya yemek yaptığınız mutfak gibi değil. Filmlerde gördüğünüz gibi hiç değil. Hafif atarlı, ama çokça seksi, asi, hırslı ama yine de iyi kalpli, nasıl olduysa o yoğunlukta karın kası yapmayı başarmış, havalı şefler yalnızca filmlerde oluyor öncelikle. Profesyonel mutfakta mesai çok uzun ve hep ayaktasınız, bu saatler boyunca aynı anda 3-5 işi birden yapıyor olmanız gerekiyor. Yani hem fiziksel hem zihinsel olarak güçlü ve zinde olmanız gerekiyor. Oturabildiğiniz nadir anlar, yemek ve sigara molası verdiğiniz anlar (bknz: 3 sene ağzıma sigara sürmemişken stajda tekrar sigaraya başlamam) Bu anlarda 3-5 dk.yı geçmiyor. Ayrıca mutfak, hiyerarşinin çok katı uygulandığı, koşulların sert olduğu bir ortam. Yani sen küçük komi şef, bölüm şefine cevap verebileceğini mi zanndiyorsun? (Bölüm şefi senden 8 yaş küçük olabilir, sende 30 yaşında aşçı olmaya çalışmasaydın)
Bu anlattıklarımı abarttığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Eksiği var, fazlası yok. Bir de bu ortamda kadın olmak var. Diyeceksiniz ki, hangi ortamda kadın olmak kolay ki? Haklısınız, kurumsal hayatta, ticarette, memurlukta, işçilikte hemen her ortamda, birileri çıkıp size haddinizi bildiriyor ve; " zor geliyorsa evde otur, kocana pişir yemekleri" diyebiliyor. Kim bilir sizlerde ne hikayeler vardır ama benimkiler mutfaktan.
Hayatımın hiç bir döneminde, cinsiyet ayrımcılığına bu kadar keskin maruz kalmadım. Hem de kamyon şoförlüğü kursunda ya da mühendislik fakültesinde değil, çokça dişi bir alan olan mutfakta! Mesleklerin, alanların dişisi erkeği mi olur? Olmaz. Ama olur. Mutfak evdeyse dişi, para kazanılan, profesyonel bir alansa, erkektir. Benim tecrübelerime göre, bu alanda çalışan erkekler, kendi aralarında "dişi" görmek, ondan emir almak, ya da ona işi öğretmek vs istemiyorlar. 4 aylık staj sürem boyunca en çok sorulan sorular, neden evlenmedin? Burada ne işin var? Yanlış anlama ama; bu erkek işi, bak kazanı taşıyamıyorsun (bulaşık bölümüne götürmem gereken, kendimden büyük kazandan bahsediyor), yeterince güçlü değilsin, kek pasta yapmayı seviyorsan, kocana pişir ne güzel vs. Ana fikir, madem iyi yemek yapıyorsun, git bi koca bul önce, sonra otur ona yap yemeklerini. Bu arada söyelemeden edemeyeceğim; benim staj dönemimden 3 kadın stajyer şeftik, şu an üçümüzün de kendi yeri var, ve hala hayallerimizi gerçekleştirebilmek için kıçımızı yırtıyoruz, hatta birimiz fenomen pastacı oldu!
Tüm bunlar bir kadının "şef" olmasına engel değil bu arada. O konuya hala değinmedim, önce sizi hazırlıyorum. Bunları bana dediler de ne oldu, kendi hayallerimin peşinden gittim, gitmeye devam ediyorum. Aman ne güçlü kadınım falan goygoyu yapmayacağım merak etmeyin. Normal bir insan evladıyım, sizin gibi aynı. İnsanların uyuz olduğu, benim sevdiğim bir özelliğim; inadım! Biraz da ukalalık ve kibirimsi birşeyler de var sanırım. Başkalarının benim hakkımda karar vermesine izin vermiyor, düşüncelerini küçümsüyorum genelde. Yani halk dilinde " sen kim, köpek?!" tepkisi veriyorum. En yakınımdaki insanlar içinde geçerli olabiliyor bu durum. Yani aslında aileniz, dostlarınız, iş arkadaşlarınız vs, herkes size bir şeyleri neden yapamayacağınız ya da neden başarılı olamayacağınız hakkında nutuk atmaya çok meraklı. O noktada kabuğuma çekilir, ve bildiğimi okumaya devam ederim. Çünkü kimseye açıklama yapmak, kendimi ispat etmek zorunda da değilim. Kendi içimdeki gelgitleri, yaşadığım zorlukları kimsenin bilmesine gerek yok, sonuca bakalım yeter. Az laf, çok iş yani.
Neden tüm iyi (ünlü) şefler erkek?
Bu soruyla ilk ne zaman karşılaştım hatırlamıyorum. Ama kafamın karıştığını hatırlıyorum. Sanırım, en iyi bıdıbıdı kadınlardır, yok en iyi ıvır erkeklerdir gibi bir tartışmaydı ve galiba ergenlik dönemindeydim. Bunun üzerine biri madem en iyi yemeği kadınlar yapıyor, neden tüm iyi aşçılar erkek? demişti. Yıllar boyunca da çeşitli ortamlarda, çeşitli tartışmalarda bu örnek önüme gelmiştir. İş hayatındaki çeşitli tecrübeler ve tabii ki, konuyu ortamında inceleme fırsatı bulduktan sonra cevabı buldum!
Bir kere tüm iyi şefler erkek değil; fakat sektörde kesinlikle erkek egemenliği var. Ve bu dünyada böyle. Bunun en önemli sebebi, restoran aşçılığının uzun mesailer isteyen, tüm hizmet sektöründe olduğu gibi, tüm tatil günlerinde çalışmayı gerektiren bir sisteminin olması. Yani aşçıysanız, hiç bir bayramda, tatilde, hafta sonunda, özel gün de tatil yapamayacaksınız, adresiniz hep mutfak olacak. Yasal çalışma saatleri 8 saat olsa da siz 18 saate kadar çalışabileceksiniz, ve bunun için tabii ki mesai ücreti almayacaksınız ( evet bir çok sektörde bu böyle değil mi?). Bu zor çalışma şartlarına kadın-erkek değil, herhangi birinin katlanması gerçekten zor. Ya başka çarenizin olmaması gerekiyor (bknz: beni 12 yaşında verdiler mutfağa, ben başka iş bilmiyorum ki diyen usta- haklı bir sebep); ya da gastronomi dünyasına özel bir ilgi- tutku duymanız ve ideallerinizin olması gerekiyor. Aynı derecede yetenekli ve donanımlı bir kadın bir erkek şefi ele aldığımızda maalesef, diğer faktörler işin içine girince, kadın 3-0 falan geride kalıyor.
Şöyle açıklayayım, dünyaca ünlü bir şef düşünün, işkolik, mükemmelliyetçi, yıldızlar, ödüller almış. Bu şef erkekse, eve gidince (muhtemelen) karısının hazırladığı yemeği yiyor, hadi kendi yemiyor diyelim, çocukları karısının hazırladığı yemeği yiyor, zaten çocukları da karısı doğuruyor, karısının yıkayıp-ütülediği jilet gibi üniformasını giyiyor işte (bu da mutfakta önemlidir ama her mutfak için geçerli de değildir), gece geç mesai sonrası eve geldiğinde, çocukların ödevleri yaptırılmış karınları doyurulmuş, oyunları oynanmış, banyoları yaptırılmış, ev temiz, çamaşır, bulaşık derdi olmadan hayatına devam edebiliyor. Tabii herkesin hayatı böyle değil. Ama bu erkek şef için "olası" bir senaryo. Peki kadın şef için? Aynı şef kadın olsa, birincisi geç saatlere kadar dışarıda çalışmasını kabul eden bir erkeği olacak mı? Çocuk yapmak isterse, o çocuğu kendi doğurmak zorunda olacağı için, meslekten geri kalacak (hamileliği-doğum izni vs.) kendi çalışırken 1 yaşındaki bebesine kim bakacak, çocuk büyüdüğünde veli toplantısına, ihtiyaçlarına kim yetişecek? Çocuk yapmasa bile, hala "evin" işleri ve sorumlulukları var ve maalesef bunlar hangi meslekten olursa olsun hep kadının sorumluluğunda.
Yani, aslında hemen her sektörde olduğu gibi, erkekler hem kariyer hem de mutlu bir yuva ve çocuklara sahip olabilirken, kadınlar bu ikisi arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Her ikisine sahip olan kadınlar da var evet ve biz onlara "süper-kadın" olarak bakıyoruz ama, süper olmak zorunda değiller. Ev işleri-meslekler erkek işi- kadın işi olmak zorunda değil. Ama öyle. Yani yine hiç bir sektörde ya da alanda olmadığı gibi bu" profesyonel " dünyada da adalet ve eşitlik yok. O yüzden diğer mesleklerden biraz daha zor olan bu meslek, kadınların çok ta yükselebildiği bir meslek değil.
Kısaca toparlamak gerekirse, istisnalar tabii ki vardır; ama kadınlar iyi yemek yapamadığı ya da zor çalışma koşullarına dayanamayacak kadar "mızmız" oldukları için değil; hayatın bir döneminde özel hayatlarıyla, meslek hayatları arasında seçim yakmak zorunda kaldıkları için, yükselemiyorlar. Yani, Gordon Ramsey'in bildiğim kadarıyla 4 çocuğu var; o çocukları kendisi doğursaydı,şu anda maksimum, instagramdan özel günleriniz için yaprak sarma siparişi alınır diye hesap açmış olurdu. Bunu da bu tarz girişimleri küçümsemek için değil, acımasız gerçekleri göz önüne serebilmek için söylüyorum.
Son söz olarak; bir insanın bir konuda iyi ya da kötü olmasının cinsiyetiyle bir ilgisi yoktur. Çokça kişisel becerileri ve yapabilirlikleri ile, önemli ölçüde de, toplumsal şartlar gibi dış faktörlerle bağlantısı vardır. Yani iyi araba kullanamayan kadınlar vardır; ama bu kadınların hepsini kötü şoför yapmaz. Aranızda çok iyi dikiş diken, benden iyi ütü yapan, müthiş kahve yapabilen erkekler de vardır; potansiyelinizi saklamayın bebişlerim.
Kadınlar Günü, Feminizm, Kadın hakları söylemlerine ihtiyaç duymayacağımız, eşit günlerin hayaliyle selamlıyorum sizleri...

Yorumlar
Yorum Gönder