Glutensiz Nutellalı Süper Kolay Sufle!
Ağrıyan kolum, sızlayan parmağım ve kırık kalbimle selamlıyorum seni sevgili Çölyakdaş! Ahhh ah neler geldi başıma bugün ?!Sabah kalktım, bir keyifsizim, bir keyifsizim... nedeni de yok yani, muhtemelen bahar bunalımı... Ki bahar bunalımı ne yani? İnsan hiç bahar geliyor, hava ısınıyor, kuşlar böcekler cıvıl cıvıl diye bunalıma girer mi ayol? Neyseeee, ne yapayım derken, bünyedeki negatif enerjiyi atmak için temizlik yapmaya karar verdim. Elimde elektrik süpürgesi çılgınlar gibi evi süpürüyorum, ki görülmüş şey değil benim gönüllü olarak temizlik yaptığım! Süpürdüm olmadı, paspasa geçtim, köşe bucak bi hırsla paspaslıyorum, hızımı alamadım odam da ufak bi toz alma işlemine girdim vs. Yok! Sakinleşemiyorum, boğazımda bir yumru var, gitgide büyüyor.
Ben öyle mal mal takılırken asık suratımla, karnım acıktı, dedim bari öğle yemeğimi yiyeyim sonrada spor falan yaparım hem enerji atmış olurum hemde zayıflarım. Ben o nedensiz triple yemek yaparken, olanlar oldu zaten. Hepsi o negatif enerji yüzünden işte, çekim yasası, negatif negatif asık suratla gezersen tüm gün, böyle başına kötü şeyler gelir tabi... Ben kendimi kaptırmışım, mutfakta bişiler doğruyorum yine, sen o bıçak elimden kay, sol işaret parmağı bıçağın altına gir! Parmağın ucu kop! Yok tabi öyle korku filmlerindeki gibi kopmadı parmağım ama hani basit bi kesikten biraz hallice, tırnakla parmak arasında bir oyuk oluşturmak suretiyle, parmağımdan bir parça koparmayı başardım! Şimdi tansiyonu düşenler için yazıma bir ara veriyorum git bir bardak su iç çölyaklı!
Neyse yeterince empati yaptıysan eğer, muhtemelen yüzünde kaka koklamış ifadesiyle (bok deyince kızanlar oluyor, kendimi terbiye etmeye çalışıyorum) ayılıp bayılmışsındır, kendine geldiysen hikayeme geri dönüyorum; neyse benim parmak uçtu, ben dedim hassiktir sayın seyirciler, hemen suya soktum, peçeteye sardım falan baktım; ı-ıh! Benim yapabileceğim birşey yok. Annemide alıp koştum eczaneye pansuman yapsınlar diye, bu arada çok afedersin ev hali tabi, üstümde askılı atlet, kıçımda rengarenk bi pijama, ayağımda çorap yok, sabo terliklerimin müthiş uyumuyla, bi de nasılsa son anda sırtıma aldığım ceketle parmağımı tutarak koşuyorum. Gören de harbiden parmak kökten koptu falan sanacak. Neyse -eczane pansuman yapamıyormuş artık, haberiniz olsun- hemen yanındaki sağlık ocağına gittim. Çok cool, ve sakin bir şekilde derdimi anlattım, doktoru bekliyorum falan, hemşire elime tentürdiyotu basınca, "cool" tavrımdan eser kalmadı tabi, bi de tetanoz iğnesi yedim mi bi güzel!... Üstüne bi de doktor gelip bunun kanaması durmaz hastaneye gidip dikiş attırın demesin mi?! O an benim için o doktordan daha kötü biri yoktu dünyada!" Diktirmem ben elimi yae!" "Hem neresi dikilicek alla allaaa yeaaa" desem de; doktor ısrar edince tırsıp, hastaneye gittim sonunda. Tabi hastaneye gitmeden eve uğradım, bi güzel bağıra bağıra ağladım, annem zavallı ne yapacağını şaşırdı, 5 yaşımda olaydım iyiydi alırdı kucağına da, ayıptır söylemesi 31 yaşımdayım ben! Neyse ben koyverdim zırlıyorum, bi de çirkinleştim, annem ağlama yavrum dedikçe, ya diktirmem parmaaaamı ben yeaaağğğ diye ağlıyorum, bir yandan da tencereden makarna çatallıyorum, acıkmışım ya bi de, öğle yemeğimde yarım kaldı tabi... Akşam o halime çok güldüm sonradan ama, bana o anda dünyanın en trajik anı gibi gelmişti. Bu arada fark ettiyseniz hiçbir koşulda iştahım kesilmiyor... zırlarken bile makarnanın peşindeyim :)Sonuç, hastaneye gittik, acilde doktor baktı parmağıma, ben yine atladım bence dikişlik bişi yok diye, bu sefer doktor bana hak verdi, bence de yok diye :) Ohh dedim ondan sonra gülücükler atmaya başladım. Tam havamı bulmuşum espri falan yapıyorum orda yavşak yavşak, tentürdiyotu bi bastılar, yine yaşama sevincimi kaybettim! Ama problem yok, ben büyük bi kızım, ucunda dikişte yoksa, ağlamadan durabilirim ;) Neyse önümüzdeki günlerde, parmağımda bir bandajla gezicem, bi de kolum aşıdan dolayı biraz ağrıyacakmış ama, dikiş yoksa sorun yok bebeğim ;)
İşte tüm bu trajedileri aşıp, herkese şımarıp, istediğim ilgi alakayı da gördükten sonra, dedim daha ne kadar şımarabilirim bugün (ki bence yeterince hak ettim), ayyyyyy dedim; sıcak sıcak sufle olsa da yesek! Ama sufle biraz uğraştırıcı bişi! Sonra aklıma geldi, niye tek tarife bağlı kalıyormuşum ki, hem parmağımda uf olmuş? Ta taaaa ... yine kıçımdan uydurdum, yine şahane oldu! Bir gün kitap yazarsam, kitabı kıçıma ithaf edicem yihuhauahuahuah :D Evet kıç dedim çölyaklı, sufleyi hüpletirken beni ayıplamak aklına gelmicek merak etme, hadi ukalalık etme de gir mutfağa yap sufleni ;)
Efendim bu muhteşem lezzet sadece 3 malzemeden oluşuyor ve kanımca dünyanın en kolay suflesi :) Hazır mıyız???
Glutensiz Nutella Sufle:
- 4 yumurta beyazı
- 2 yumurta sarısı
- 4 Yemek kaşığı nutella (benim nutellam yetmedi, 2 kaşık Nutella+2 kaşık bitter Sarelle koydum)
- 1/2 paket krema
Yapılışı:
- Yumurta beyazlarını, mikser yardımıyla kabartıp, köpük yapın, yaklaşık 5-6 dk. boyunca çırpmanız gerekecek.
- Yarım paket kremayı ocağın üzerinde biraz ısıtın, kaynamaya başladığı anda ocaktan alın.
- Bir kapta, nutella, yumurta sarısı ve sıcak kremayı çırpın.
- Kabarmış yumurta beyazıyla yavaşça karıştırın, kaplara döküp, 190 derecede yakşalık 9-10 dk. pişirin.
- Fırından çıkarıp sıcak sıcak servis edin.
Genelde sufleler, krema ve pudra şekeriyle servis ediliyor ama bence ikisine de gerek yok. Ben fotoğrafta kontrast yaratsın diye pudra şekeri serptim ama, ekstra şeker almayın bence boşuna ;)
Neyse bu yaralı parmağımla gece gece suflemi yaptım yedim, üstüne bi de fotoğraf çekip, blog yazdım, düşün artık bi de elim acımasa neler yapıcam çölyaklı!
Hadi afiyet şeker olsun size ;)


Yorumlar
Yorum Gönder