Pazartesi sendromlu Vanilyalı Mini Kek

Bu gri ve sıkıcı Pazartesi gününde sevgi kelebeği olmak için fazlasıyla terkedilmiş hissediyorum kendimi sevgili Çölyaklı. Bugünkü yazımızda komediden ziyade azıcık drama var. Bugünkü haleti ruhiyem bu, zaten kek te bahane; yazmaya ihtiyacım olduğu için yazıyorum bugün...

Drama diye abartmamak lazım tabi... boğazımda bi el var işte, ağlamak istiyorum. Kuki gitmiş, koca götlü minik kedim :( Aşı yaptırcaktım ona, fırsat bulamamıştım... Biri sahiplenicekti tee 2 ay önce, sonra gelip almayınca dallamalar, bende iyice sahiplendim alıştım bu pire torbasına :( Kırmızı tasma alcaktım ona... Neyse sonuçta kış kış sokakta olmasındansa sıcak bi evde serserilik yapması daha iyi tabi... Benimde oyuncağım, motivasyon kaynağım elimden alınmış oldu biraz. Canım sıkılınca azıcık mıncırıodum bu salağı, hareket eden herşeyle oynamasını izlerken gülme krizine giriodum kendi kendime, iyi oluyordu.

Birşeyi yarım yamalak yaparsan, sonunda onu kaybetmeye mecbursun çölyaklı... Misal glutensiz diyet. Hakkını vermez kaçamak yapar, bişi olmaz yeaaaa dersen, sonun yine cırcır, yine hüsran. Ama ben bugün senin cırcırından değil daha derin konulardan bahsetmek istiyorum izninle. Diyorum ki birşey yapacaksan, hakkıyla yapacaksın. Kediyi sahiplenmek istiyorsan, alıp evine götürceksin, aşısını yaptır, kısırlaştır vs. %100 sorumluluğunu alacaksın. Sen almazsan başkası gelir alır onu , sende böyle dımdızlak kalırsın. Kadın-erkek ilişkilerinde de bu böyle, sen sevgine/sevgiline sahip çıkmaz, arkasında durmazsan; başkası gelir alır gider. O yüzden istediğin şeylere sırt çevirme Çölyaklı, kalmak istiyorsan gitme mesela...

Yazdım rahatladım oh beaaaa... Ağlama hissim de gitti valla, artık sen düşün bu yazdıklarım sana ne hatırlattıysa, neyle yüzleştiysen...

Takip ediyorsan beni görmüşsündür, geçen hafta dükkandaki raflardan biri intihar etti, beraberinde bir takım tabak çanaklarımı da yere fırlatarak. Sabah geldiğimde yerler kırık parçalar ve kitaplarla kaplıydı. Etrafımdakilere göre bunun yalnızca tek bir açıklaması olabilirdi; nazar! İkea raflarının çok sağlam olmaması, duvarın perde beton olup, çivi vs yi çok ta kabul etmemesi, benim yemek kitaplarımın biraz (!) ağır olması da diğer seçenekler ama nazar kesinlikle daha mantıklı bir açıklama (!?)

Mesela o olay bugün olmuş olsaydı, kendimi yerden yere atarak ağlayabilirdim, ama modum iyiydi o gün demekki; O! oo deyip, duvardan sarkan rafı söktüm dikkatlice, sonra yerleri temizledim falan.

Havalardan mıdır nedir acaba, ruh halim değişiyor bu ara böyle, yani radyoda çalan şarkıya göre bile değişiyor aslında... Az önce kendimi kesecektim, bi dertlendim falan, şimdi gerdanımı kırarak etrafta sekip dansetmek istiyorum :/ Kız ben manyak mıyım acaba ya?

Neyse geçen hafta yaptığım vanilyalı keki paylaşayım, sende azıcık sebeplen, bu kadar duygu değişimini bünyen kaldıramamış olabilir :)

Glutensiz Vanilyalı Mini Kek:

  • 140 gr. Tereyağı
  • 3 adet yumurta
  • 260 gr. glutensiz un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 240 gr. şeker
  • 10 gr. vanilya (1 paket)
  1. Tereyağı ve şekeri iyice karışıp hafif kabarana kadar mikserle çırp.
  2. Sonra yumurtayı ekle, yumurta karışıma iyice karışana dek onu da çırp.
  3. Ayrı bir kapta, un, kabartma tozu ve vanilyayı harmanla.
  4. Sonra sıvı karışıma azar azar ekle, karıştır. Kağıt muffin kaplarına koy.
  5. Önceden (170 derece) ısıtılmış fırında yaklaşık 15 dk. pişir.
Sonra afiyetle ye :)
Bi de seviyosan git konuş bence :)
Annen o kedi eve girmeyecek diyorsa da kediye çok bağlanma, ya da siktir git ayrı eve çık kaç yaşına geldin Çölyaklı ya...
Bi de kırmızı ruj sür yüzüne renk gelsin, koyu pembe de olabilir.

Bugünkü yazıma, bugünkü moduma uyan acıklı fakat yine de dansetme isteği uyandıran şu şarkıyla veda ediyorum;

Yorumlar

Popüler Yayınlar