Glutensiz Fırın Neden Kapandı?

 Eveeeet, nerede kalmıştık sevgili blog?


2020'den beri ne çok değişti, ne planda olmayan gelişmeler yaşandı değil mi?

Hayatımda önemli bir dönüm noktası olan Glutensiz Fırın'ı yaklaşık 10 gün önce kapattım misal.

Pandemi ve son 2 aylık ekonomik süreç işin görünen ve benim emin olmamı sağlayan faktörleri ama, son yıllarda içimde başlayan tatminsizliğin de bu kararımda etkisi büyük.



Geçen sene bu zamanlardı, aklıma düştü. Bu dükkan bu haliyle ne uzar ne kısalır dedim. Radikal bir değişikliğe ihtiyacım vardı. Ya yatırım yapıp büyümeye oynamam gerekiyordu, ya da bu haliyle artık risk alıp, kapatıp yeni hayatın peşine düşecektim. En başta bu sadece bir fikirdi. Böyle kararlar, bir kaza bela olmadan bir günde verilmiyor zaten. 


Dükkandan ayrılma fikri, tamamen özgür olma fikri çok cazip gelmekle beraber, yürüyen bir işi, hem de glutensizliğin bu kadar revaçta olduğu, giderek popülerleştiği bir dönemde bırakmak aynı zamanda çok mantıksızdı. Üstelik bu kadar çabadan sonra, PR için hiç bir yatırım yapmadan, ünlü arkadaşlara, geniş çevreye sahip olmadan, Bostancı gibi sakin bir semtin, sakin bir sokağında, kimsenin bulamadığı bir dükkanda olmama rağmen, tanınmama, bilinmeme karşın, her şeyden vazgeçip, ben sıkıldım yeter artık demek, pek kolay değil.


İşin büyümesi kısmında; yeni, eli yüzü düzgün, cafe olmaya müsait bir dükkan bulmak, o dükkanı çevirebilmek için en az 3 yeni eleman işe almak gerekiyordu. Böyle söyleyince e yapsaydın o zaman demek çok kolay. Ama bu kadarcık bir yatırım hiç öyle babadan istenecek, bankadan çekilecek bir miktar değil. Çoğu kişi bu masrafları öngöremediği için bir kaç ay içinde batıyor. Yani maddi olarak ciddi miktarlara ihtiyacım varken, zaten tek başıma yönettiğim için şikayet ettiğim kurulu düzen, bu sefer elemanlarla yürüsün diye, ortalama 2 sene daha gece-gündüz dükkanda yaşamak zorunda kalacaktım. Yaptığım yatırımın çıkıp çıkmayacağı kaygısı da cabası. 

Tüm bunları düşünürken hatta şimdi yazarken bile içim sıkılıyor. 

Başka bir sebep ise; artık bu işin beni memnun etmemesi. İşe başlarken bu kadar özel bir konudan ve minik atölyemden zengin olamayacağımın zaten farkındaydım. Ama daha önce yapılmamışı yapmak, kendi reçetelerimi oluşturmak falan beni çok heyecanlandırıyor, ve müşterilerimden gelen tepkiler daha da motive ediyordu.

Bir süre sonra bu iş, özellikle pandemi döneminde yalnızca sipariş üzerine çalışmaya dönünce, standart ekmek, simit vb. ürün yapmaya dönüştü. Beni heyecanlandıran bir çok faktör yavaş yavaş kayboldu. Artı, yaptığım ya da yapmak istediğim ürünlerin anlaşılamaması, doğru kişilerle buluşamaması da beni iyice yormaya başladı. Kimsenin yapmadığını yapmaya çalışan, tutkulu genç bir şef iken; "Ayşenur'un yarın poğaça günü ablası, menüde yok ama şunlu yap, bi de minik yap, bi de dükkan 09:00'da açılıyor ama bize 07:00'de lazım" a OK derken buldum kendimi. Sonra aynı kişiler koca koca holdinglere ait zincir firmaların ürünleriyle kıyaslayıp, falanca fırında 5 TL ucuza satılıyor yalnız bu ekmek demeye başladılar. Bunlar size önemsiz geliyor olabilir, ama bu benim HİÇ anlaşılamadığım anlamına gelir :)

Ve Pandemi, ve Ekonomi...

Bu ikisinden etkilenmeyen sektör yok gibi. Özellikle şu Dövizin 2 ay önce aşırı ve ani yükselişi derken işler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Hammadde fiyatları aşırı yükselişte, hepiniz farkındasınız ama bu 2 aylık bir durum değil, yaz başında zaten unlara %30 zam gelmişti ki bu büyük bir oran. Yumurta, süt ürünleri her gün minik minik yükselmeye devam ediyordu. Kasım'dan itibaren büyük büyük yükselmeye devam etti.

Glutensiz piyasa malum, ürünler zaten hem zor bulunuyor hem "normal"ine göre pahalı. Ama, süt yumurta gibi hammaddeler bile maliyetleri saçma bir şekilde yükseltmeye başladı. Bir de bir grup insan glutensiz ürünlerin, bizim aç gözlülüğümüzden yüksek olduğunu düşünüyor, onlara zaten bir şey anlatmaktan yıldım ama, zaman zaman müşterim oluyorlar mesela, neden bu insanlarla muhatap olup, günlerce sinirlerimi bozuyorum ve kazandığım (son zamanlarda pek te kazanamadığım) para buna değiyor mu Allah aşkına ?

Bu arada yine kişisel başka bir nokta; pandemiyle tetiklenen; ben İstanbul'da yaşamak istemiyorum hissi. Ben artık mobil olmak istiyorum, kah çiftlikte, kah arkadaşımın yazlığında kah başka bir şehirde 1 aylığına tuttuğum bir dairede bilgisayarımla işlerimi halledip, hayatın tadını çıkarmak istiyorum. 


Yani pandemiler gelip geçer, krizler bir şekilde atlatılabilir (borcunuz yoksa vs). Ama zaten çok özel bir iş yapıyordum. Amacım, "benim gibi" Çölyak olup ta, istediği kalitede ürün bulamayanlara, özendikleri ürünleri sunmaktı. Hep verdiğim bir örnek var, "krem şantili pasta" yapmak için, 28 yaşında işimi bırakıp, tekrar eğitim almadım. Tarifse tarif milyonlarca var artık internette. Ben ürettiğim şeyleri "öylesine" yapmak istemiyorum. İnsanlar alsın diye, nasılsa anlamıyorlar diye, boktan malzemelerle, "ucuz" ürün satmak istemiyorum. Bunu yapan yerler de zaten var bu arada, benden neden bu talep ediliyor anlamıyorum. Velhasıl, bir çoğunuza belki ukalaca gelen bu serzenişlerime göre benim, Nişantaşı, Bebek, Bağdat Caddesi gibi konumlarda süslü mekan açmam gerekiyordu ama, o kadar param olsaydı neden bunu açayım zaten? 

Sonuca gelirsek, özetle;

- yaptığım işin kıymetinin anlaşılmadığını düşünüyorum

- kafamdaki kalitede ürünleri yapamadığım için memnun değilim

-İşler zaten kötü ve daha da kötü olacak ve her şeyi tek başıma yapmam ekstra yorucu (Yardımcım emekli oldu, kaliteli eleman sıkıntısı var sektörde)

- Var olan düzende dayanıp devam etsem de, bu zamlarla beraber bir kaç aya kalmadan bir simidi 25 TL'ye satmak zorunda kalıcam, kim alacak? Zaten şimdi kapatmasam yaza kadar muhtemelen iflas edeceğim :)

-İstanbul'da değil doğada vakit geçirmek istiyorum :)

Benim kişisel fikirlerime katılır katılmazsınız; ekonomik sebeplere karşı çıkamazsınız. Gıda fiyatlarını markete giden herkes görüyor, iş yeri elektriğine gelen %127 zamdan haberiniz var mı? :)

Geçen sene aklıma düşen ve bu zamanda böyle iş bırakılır mı be, diye kafamı karıştıran bütün düşünceler, Haziran'dan itibaren hızla, "bu iş yürütülür mü be, neyin ısrarındayım" a ardından da " O-ha mükemmel bir karar vermişim" e dönüştü.

Ben kararımdan memnunum çölyaklı! Bu vesileyle tanıştığım, çok sevdiğim bir kaç dost var, onlarla zaten görüşmeye devam ederim. Dükkanı kapatma işlemlerim tamamlanınca gerçek anlamda özgür olacağım inşallah!

Bundan sonra ne yapacağım? İstediğim ürünleri ve reçeteleri kendim için yaratmaya devam edeceğim ;) Sonra allayıp, pullayıp sizinle paylaşacağım. Artık bildiğim şeyleri paylaşmak istiyorum, bu yol bana bir yerde para kazandırır diye umuyorum :)

Hepiniz sağlıcakla afiyetle kalın!

 Canım blog takipçim, okuyucum; sen ilk göz ağrımsın biliyorsun değil mi?

Yorumlar

Popüler Yayınlar