Glutensiz Kars Seyahati

Kars merkez
 2022' nin ilk seyahatini yerlilerin deyimiyle, "Serhat Kars" ' a yaptık. Uzun zamandır istediğimiz, "Doğu Ekspresi" treniyle keyifli bir yolculuk, yeni bir deneyim oldu benim için.

Günlük ve anlık detayları fotoğrafları sosyal medya üzerinden paylaştım ama, her zamanki gibi en çok gelen soru; ne yediniz? Nasıl yediniz ? (Çapraz bulaş kabusu).

Önce çok sürprizini kaçırmadan, geziyi özetleyeyim, yazının sonunda yolculuk ve yeme-içme tavsiyelerini listeleyeceğim ;)



Doğu Ekspresi
Bu seyahatin ana fikri aslında, yataklı vagonda, uzun süren tren yolculuğuydu. Asıl macera orada yani. İstanbul, Söğütlüçeşme'den YHT ile Ankara'ya gidip, oradan Doğu Ekspresi trenine bindik ve asıl yolculuğumuz başladı. Yolculuğumuz Ankara'dan Kars'a 31 saat olarak planlanmıştı ama çetin kış şartları nedeniyle bazı molalar daha uzun sürdü ve toplamda 37 saatte Kars'a varmış olduk. Yolculuk güzergahı boyunca, bazı şehirlerde 1 saat, bazılarında sadece "indi-bindi" için, bazılarında ise 3'er saatlik molalar verdik.


Kemaliye


İlk uzun mola Erzincan İliç'te verildi, 3 saatimiz vardı. Gezi programımıza göre kahvaltı edecektik ama, varışımız öğleni bulunca, öğlen yemeğini orada aldık. Orası dediğim yer; Kemaliye. Turla gittiğimiz için bu organizasyonların hepsi önceden yapılmıştı o yüzden oldukça rahattık. İliç istasyondan servise binip Kemaliye'ye gittik. 



Kemaliye kedisi


Kemaliye gerçekten masal gibi minik bir ilçe. Benim gibi bir kedi severin ilk dikkatini çeken şey, dünya güzeli kedilerin çokluğu oldu. Takır takır buz ve kara rağmen, küçücük bir ilçe için oldukça fazla kedicik vardı.

 Kedilerin insanlardan korkmadan kendilerini sevdirmesi, esnafın kapısından ayrılmamaları ve iyi durumda görünmeleri, bakıldıkları anlamına geliyor. Kemaliye'li insanlar iyi insanlar demekki.




Trenden manzara
Öğle yemeğimizi Bozkurt Otel'in restoranında yedik. Yöresel ev yemekleri sunan esnaf lokantasıydı. Pilav şehriyeli, yöresel çorba buğdaylıydı ama kavurma ve kuru fasulye glutensizdi. Büyük bir keyifle ve güvenle tükettim. Kuru fasulye ile ilgili kafası karışanlar var; dışarıda sulu yemeklere kısa yoldan helmelenmesi için un katıyorlar. O yüzden sulu yemeklere dikkat etmemiz lazım maalesef. Yemekten sonra kısaca etrafı turlayıp, servisimizle istasyonda bizi bekleyen trenimize geri döndük. Yine planlarımıza göre akşam yemeğini Erzurum'da vereceğimiz uzun molada Cağ kebapçısında yiyecektik ama, rötar yüzünden Erzurum'a gece 23:00 civarı vardık. O yüzden akşam yemeğini trende yedik. 


Tren yolculuğumuz oldukça keyifliydi, karlı Anadolu manzarası şaşırtıcı ve film gibiydi. Trenin en keyifli kısmı zaten bu. Kompartımanlar küçük ama rahat. Gayet temizdi. Tek sıkıntı her yerde olduğu gibi tuvalet meselesi ki, o da aslında temiz ve rahattı ama saatler ilerledikçe tıkanma vb sıkıntılar olabiliyor. Kadınlar tuvaletine kocaman yazmışlar, sifon çalışmazsa panoda S harfine basın diye, basıyorsunuz hop tertemiz oluyor. Ama yooooook, yapıp gitmişler okumaya kimse zahmet etmemiş... Her kompartımanda tren görevlisi var gayet kibar ve ilgililer. Kompartımanların içinde minik bir buzdolabı, lavabo ve 1 adet priz var, belki çoğaltıcı taşımak iyi bir fikir olabilir. Annem aşırı tedbirli biri olduğu için bizim yanımızda tabiiki vardı :)



Orada bir köy var uzakta...
Tren yolculuğu uzun sürdüğü için, yanınızda tabiiki çıkınınızla gitmek çok iyi fikir. Özellikle çölyaklı olunca bu zaten otomatik olması gereken bir tedbir biliyorsunuz. Ben yanıma lavaş ve bazlamadan yaptığım sandviçlerimi almıştım. Bugün yine gitsem daha çok hazırlık yaparım ama. Oturdukça insanın canı hep bir şeyler yemek istiyor. Kurabiye, kek, kraker olmazsa olmaz bence. Çay, kahve yanında atıştırmalık olarak insanın canı çekiyor. Bizimkilerin yanında portakallı kek vardı, normalde kek yiyen biri olmadığım için, ay ne uğraşıcam kekle deyip, bir şey hazırlamadım. Onlar çayla kek yedikçe hay dedim aklıma sıçayım, keşke yapsaydım, nasıl canım çekti anlatamam. İstanbul'a döneyim kek yapayım dedim, döndüm ama yine canım istemiyor :) Siz yolculuk öncesi yapın az da olsa, soğuk hava, kar manzarası, insanın canı türlü türlü şey istiyor.


Tren menüsü gayet çölyak dostuydu. Izgara et-tavuk çeşitleri domates biberle servis ediliyor, aman ekmek koyma stresine gerek yok. Tabii ki, söylemeden edemeyeceğim; yine de sipariş verirken tekrar hatırlatın! Bu arada yemek vagonu var evet, menü çölyak dostu evet ama servis aşırı yavaş ve kötü. O yüzden nasıl olsa yemek vagonu var oradan yeriz diye az hazırlıkla gitmeyin. Biz ilk akşam 1.5 saat oturduktan sonra, sadece çorba içerek restoranı terk ettik çünkü 3 kere sipariş vermemize rağmen, çorba sonrası tekrar evet sipariş alabiliriz dediler :) Çorbayı bizimkiler içti tabi ben içmedim. Neyseki aç değildim, o yüzden sinir krizi geçirmedim. Kompartımanımda zeytinyağlı sarma yiyerek geceyi kapatmış oldum.

2. akşam, Erzurum Cağ kebabı yalan olunca bu sefer, restorana erkenden sipariş verdik ve kompartımana servis istedik, sürpriz şekilde oda servisi bizim işimize gelir dediler ve siparişlerimiz doğru şekilde geldi. Ben kuzu şiş ve salata yedim. Temiz, bulaş vs olmadan. 


Kars Merkez'den bir yapı


Kars'ta Sim-Er Hotelde kaldık, merkezde temiz güzel bir otel. Kahvaltı açık büfe olduğu için işim kolay oldu, Kars zaten peynir cenneti, peynir salatalık, yumurta alıp güzelce doydum. Dediğim gibi yanımda lavaşım da vardı, onu da tırtıklayınca sıkıntı yaşamadım. İlk gün öğle yemeğini Kars çarşının içinde Kosor Cağ kebapçısında yedik. İyi haber, lavaşları masalara koymuşlar, siz istediğiniz kadar tabağınıza alıyorsunuz, kimse tabağınıza kontrolsüzce lavaş koymuyor :) Sonra cağ kebaplarını taze taze şişle kesip masalarda gezdiriyorlar. Doyana kadar yiyorsunuz. Kaç şiş yediyseniz ona göre hesaplanıp ödeme alınıyor. Yalan söylemeyeceğim, ekmeksiz 4 şiş yedim, oh canıma değsin. Bu arada Cağ kebabı, döneri döver bence, bir de tabi oraların etinin lezzeti büyük şehirlerde bulabileceğiniz bir şey değil.




Ani Harabeleri

Kars şehir merkezini biraz gezdikten sonra Ani Harabelerine gittik. Ani Ermenistan sınırında, Çeşitli medeniyetlerden izler taşıyan antik bir kent. Kars'a gitmişken mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. ama kışın çok, çok soğuk. En son -25 dereceyi gördük, açık ve yüksek bir alan olduğu için, şehir içindeki -25 e göre daha üşütücüydü.




Ani Harabeleri

Ani dönüşü otelde dinlendikten sonra, akşam yemeği için Gastro Kars adlı bir restoranda akşam yemeğimizi yedik. Bu organizasyonların hepsi önceden yapıldığı için, menü falan önceden ayarlanmıştı. Aslında biraz pimpirik davranıp, menülere müdahale edebilirdim ama işimi şansa bıraktım. İşin aslı, bu seyahat kafa olarak çok yoğun olduğum bir döneme denk geldi ve fazla plan yapamadan, akışa bıraktım. Neyseki menüde yiyemediğim şeyler olsa da, kavurma ve pilav, yine misss gibi doyurucu ve de güvenli akşam yemeğim oldu. Kars'taki 2 akşam yemeğimizde de Hengel diye yöresel bir mantı geldi ortaya. Boş mantı, hamur üzerine sarımsaklı yoğurt ve karamelize soğan koyuyorlar. Onu biraz canım çekti ama yiyemediğim için üzülmedim. Artık yiyemediğim bir şey olunca pek üzülmüyorum. Bir ara glutensizini yapar tarifini paylaşırım ;)





Çıldır Gölü

  2. Gün güzergahımız Çıldır Gölüydü. Çıldır görülmesi gereken bir yer mi? Tartışılır.  Donmuş bir göl var, başka bir esprisi yok. Şehre çok uzak, sadece gölü görmek için gitmeye değer mi bilemedim. Ben fotoğraf çekmeyi sevdiğim, ve turumuz da aslında bir fotoğraf turu olduğu için, bizim gitmemize değdi. Fotoğrafçılıkla uğraşıyorsanız ya da ilgiliyseniz, keyif alacağınız bir konum.




Çıldır Gölü



Çıldır Gölü- Balık tutmak için buzu kesip delik açıyorlar.


Çıldır Gölü, balıklar çıkıyor...


Sarı sazan


Orada da öğle yemeği olarak, kızarmış sarı sazan balığı yedik. 100 kere sordum, una falan bulamadan, olduğu gibi kızgın yağa atıp kızartıyorlar. Çölyaklı Selin bunu beğendi. Bu arada balığı da çok beğendim. Kızarmış tavuk vb. bir şey pek yiyemediğimiz ve evde de yapmadığım için, öyle lezzetleri özlemişim, büyük keyifle kemirdim vallahi.




Kars şehir içi
Akşam yemeğimiz bu sefer Hanımeli restorandaydı. Adından anlaşılacağı üzere, yine yöresel ev yemekleri yapan bir yer. Ortam harika, işletmeciler harika. Aşık atışmaları, türküleri ünlü Kars'ta. Önce aşıklar biraz gösteri yapıyor sonra, sahibi çıkıp çok güzel türkü söylüyor. Beyefendinin ismini maalesef hatırlamıyorum ama keyifli bir ortam yaratmışlar.

Yemeklere gelince yine Hengel geldi, yine yiyemedim. Sonra kurutulmuş meyveli zerdeçallı bir pilav ve etli sarma geldi. Ben başka bir şey yiyemiyorum diye, pilavımı okkalı koydular sağ olsunlar. Kardeşimin sarmasını da ben yedim. Başka da bir şey yiyemedim. Ana yemek köfteydi çünkü, onun da içinde bulgur varmış. Yemek bakımından çok verimli geçmese de aç kalmadım, o yüzden yine moralim bozulmadı.

Son gün artık, kahvaltı sonrası, havaalanı yolunda Kafkas Cephesi Müzesini gezerek biraz duygulandık. Kars'a gidince görülmesi gereken yerlerden biri.

Kars Merkez
Genel yorumum, Kars'ı şehir olarak beğendim. Zaten galiba İstanbul çocuğu olunca, küçük şehir, kasaba, köy görünce şaşırmaya ve etkilenmeye meğilli oluyoruz. Ruslardan kalma eski yapılar, taş evler beni etkiledi misal. Estetik anlayışıma uyduğu için sanırım, böyle şehirleri daha çok beğeniyorum. Tabii ki maalesef, o eski taş yapıların arasında oldukça zevksiz yeni binalar yapılmış, tüm Türkiye'de olduğu gibi. Geçen yaz Rize'de de aynı şeyi görmüştüm. Halbuki doğal mimari doku korunsa, yeni yapılar en azından benzetilmeye çalışılsa, genel doku korunsa nasıl güzel olur. 


Memleketimin her yeri birbirinden güzel ve farklı. Çok ama ÇOK büyük bir çeşitlilik ve hazinenin üzerinde yaşıyor ve onu çok hor kullanıyoruz. 

Neyseeeee, hadi notlara gelelim şimdi;

- En çok sorulan; hangi tur?

Ben Zayende Turizm'le gittim. Fotoğraf meraklıları bilir, geri kalana yeni bir isim olabilir. Zayende'nin sahibi sevgili Yelda, çok yönlü ve renkli bir kadın, aynı zamanda fotoğrafçılık dersleri veren bir profesyonel. Anadolu'yu karış karış gezip, harika fotoğraflar çekmiş ve hatta kitaplar yazmış. 

Fotoğraf turu dedik ama, illa profesyonel fotoğrafçı olmanıza gerek yok, kapısı herkese açık. diğer turlardan farkı, fotoğraf öncelikli olduğu için, güzel manzaralarda daha fazla vakit geçirmemiz ve aceleci davranmamamız. Bu yönü beni cezbediyor. Yoksa turla gezme fikrinden çok hoşlanmıyorum normalde. Bir de bu gezide de öyleydi; katılımcı sayısı daha sınırlı ve hep düzgün insanlarla keyifli sohbetli, güzel geziler olması. Bir şekilde ortak hobi çerçevesinde buluşulunca, insanlar aşağı yukarı kafa dengi ve nezih oluyor. İnsan ayrımı yapmam demeyeceğim çünkü yapıyorum. Toplulukla hareket etmeyi, uyum sağlamayı bilen, aile terbiyesi almış kişilerle seyahat etmeyi tercih ederim tabii ki. Sorun çıkaran, aşırılıkları olan kişilerden hazzetmiyorum. (Tam nene gibi konuştum ) Misal trende farklı vagonlardan sürekli şamata yapan insanlar vardı. Gece yarısı yüksek müzikle halay çekmeler, o müziği nedense yanlarında dolaştırıp, bizim vagonun önündeyken de bağıra bağıra şarkı söylemeler falan... iyi ki onlarla beraber değildim mesela... Şarkıyı, müziği, kahkaha atmayı, dans etmeyi falan ben de severim ama bulunduğum ortama bir de saate bakarım. Neyse gıcık oldum onlara, çok şükür bizim grup hep düzgün insanlardı :)

Kars'ın köpekleri de dost canlısı ve çok tatlı
Kars Merkez























Kars Merkez


Kars'a kışın gidecekler şu listeyi kontrol edin;

-Termal çorap! Hem külotlu çorap hem soket çorap olarak fazla fazla alın atın valize.

-Termal içlik! Hayat kurtarıcı. Kotla falan gezmeyi aklınızdan geçirmeyin.



Kars gezi kostümüm :)

-Puf mont, mümkünse kayak pantalonu. (Bende Tchibo ve Decathlon'dan aldığım 2 adet vardı. Özellikle Decathlon fiyat-performans olarak oldukça uygun. Kayak yapmıyorsanız pahalı olanlardan almanıza hiç gerek yok.)

- Tabiiki kar botu. (kar botları durduğu yerde çürüyebiliyor, yıllardır bir köşede duran botları giymeyi planlıyorsanız, iyice kontrol edin. Anneminkiler sağlamdı, ıslanınca plastiği parçalandı.)

Ani Harabeleri




Tren için Çölyak listesi:

- Yine özellikle kışın planlanandan uzun sürebileceği için, 2 günlük öğünlerinizi planlayın gidin.

Ben götürmedim amaaan diye ama iyi fikir; mini bir tost makinası! Ekmek kızartmak, sandviç yapmak için harika bir yöntem.

Tabiiki, ekmek, kraker vb ürünler, kahvaltı yandaşı olarak listenin başında yer alıyor.


Sonrasında;

-Börek, poğaça (etli yapmayın hemen bozulur bir de ishal olmayın trende)

- Kek yapın bak kek önemli.

-kurabiye yine kuru gıda, bozulmaz, kokmaz, ağzınız tatlanır.

- Kuruyemiş, meyve, kuru meyve (içiniz kurumasın)

-İçecek olarak, su, meşrubat, çay, kahve (kahve makinası ve minik kettle)

- bol peçete, kağıt tabak, plastik/kağıt bardak

-kolonya, ıslak mendil dememe gerek var mı?

-Minik kaplarda, abartmadan, zeytinyağlı yemek alınabilir bence, minik kap olursa buzdolabında saklayıp yiyebilirsiniz.

Gelelim dışarıda nasıl yemek yedim?

Çapraz bulaş çok önemli bir konu biliyorum. Ama aynı zamanda aşırı abartılan bir konu. O yüzden evinden çıkmayan ve depresyona giren çölyaklı var. 

Gittiğiniz her yerde özel çölyak restoranı bulamazsınız, önce bu gerçeği bir kabul edin.

Önemli olan, normal restoranlarda glutensiz, güvenli yiyecek bulabilmek. Ben dışarıda yemek yiyeceğim zaman, öncelikle yemeğin içeriğine bakıyorum. Aynı mutfakta bulgur pilavı pişmesi beni öldürmez ama dolmanın içine hem pirinç hem bulgur konulması beni hasta eder. O yüzden önceliğim tabağıma gelecek yemeğin içerisinde gluten olmaması. En garanti yiyecekler, ızgara ve salata. Salatanın sosuna, ızgaranın kaplaması, una bulanması gibi noktalara dikkat ederek tabii ki. 


Ani Harabeleri

Onun dışında vay baharatın markasını bilmiyoruz falan çok saçma ayrıntılar. Bilsekte bir şey değişmeyecek. Çölyak listesinde 2 tane baharat markası var, bütün Türkiye aynı marketten aynı baharatı mı kullanıyor? Tabii ki herkes kendi yöresindekini kullanacak, tabii ki işletmeler toptancılardan alacak. Bazı karışımlar hariç (gluteni direkt koyuyorlar çünkü), baharatlarda zaten gluten yok. Karabiberde, kekikte kimyonda glutenin işi yok. Karışım baharatlarla aynı imalathanede üretilse bile, bunları zaten karıştırmazlar. Üretim bandı ürün değiştikçe temizlenmek zorunda. Dolayısıyla teorik olarak size "garanti" veremezler ama pratikte böyle bir riskten bahsetmek çok gerçekçi değil. O yüzden baharatlar benim hiç takıldığım bir konu değil. Aynı şekilde peynir, yoğurt gibi ürünlerin de glutenle alakası yok. Onlarla yapılan yemeklere bakarım, içinde glutenli bir şey var mı diye.

Sulu yemekler özellikle önemli dedik, un maalesef konuluyor. Şehriyesiz ve bulyonsuz pirinç pilavı bulduğum zaman affetmem misal. O yüzden esnaf lokantası benzeri yerlerde yiyecek bir şeyler genelde bulurum ama utanmam, üşenmem sordukça sorarım. Baharatın markası ne derseniz, usta küfreder ama size aklınızda bulunsun ;)


Kars Şehir içi


Bu çapraz bulaşın en en tehlikeli ve önlenemez olduğu yerler; unlu gıda imalathaneleri. Şimdi moda diye, neredeyse her fırın glutensiz ekmek, kek vb ürün yapıyor. Yanında ya da arka tezgahında normal un uçuşurken, glutensiz unla yapılan bir ürününün çölyak için güvenli olması mümkün değil maalesef. O yüzden o tarz ürünlerde daha titiz davranmak gerekiyor. Restoranlardaysa çapraz bulaş düşündüğünüzden çok daha önlenebilir bir şey. O yüzden sorgulayarak, tüketmekte bir sakınca görmüyorum.


23 yıllık Çölyak geçmişimde bu konuyla ilgili bir sıkıntı yaşamadım. Yurtiçi-yurtdışı tüm gezilerimde bu şekilde yiyecek buldum, geçen yıl yaptırdığım testlerde de İG testlerim negatif çıktı yani çölyak değilim çıkıyor. Bu glutensizlikle ilgili sıkıntım yok demek. Çünkü vücuda gluten girince çölyak pozitif, diyete devam ettikçe negatif oluyor ;)

Bu arada, bu harika geziden bahsetmediğim bir yer var; Boğatepe köyü! Onun için ayrı yazı yazacağım çünkü 2 satıra sıkıştırmak istemiyorum ;)

Herkese keyifli ve glutensiz günler!

Sevgiler

Selin

Yorumlar

Popüler Yayınlar