Glütensiz Çikolatalı Cupcake

Yılın, geleneksel "su içsem yarıyor, ama canım da hep tatlı çekiyor" dönemine hoş geldiniz sevgili çölyakdaşlarım!

Yaz geride kaldı, sonbahar ılık geçti, arada bi hava buz gibi oluyor, bünyeler de şaşırıyor tabi. Herkesin ağzında bir; "ay şekerim tam hastalık havası, sıcak mı soğuk mu belli değil vallahi" lafları, çocuklar burunlarında yeşil sümükleriyle gezmeye başlamışlar falan... annelerin işi zor vallahi ne diyeyim.

Bende bir yandan yeni pasta siparişleriyle yaratıcılığımı ve şeker hamuru modelleme tekniklerimi ilerletmeye çalışırken, öte yandan yeni yemek tarifi denemelerime devam ediyorum çölyakdaşlarım. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bazı tarifler sonunda olumlu sonuç verdi, bende iyice gaza geldim. Bu tariflerin bir kısmını buradan sizlerle paylaşmaya devam edeceğim, bir kısmı da yine yeni özel bir proje için özenle saklanıp, size sürpriz olarak sunulacak :) Zaten önümüzdeki sene sanırım benim ve dolayısıyla da sizin için epey sürprizli bir yıl olacak... bekleyin görün ;)

Neyse bakmayın böyle tarifler deniyorum, reçeteler çıkarıyorum falan, beslenme düzenimi dengede tutabilmek içinde ayrı bir çaba sarfetmem gerekiyor tabi... Hamur işini yapıp yapıp, hayatıma haşlanmış brokoliyle devam ediyorum... Ne derler bilirsiniz; umut fakirin ekmeği... bende her sene aynı gaz ve umutla zayıflamaya çalışıyorum... yeterince istikrarlı olursam başarırım gibi geliyor, ama sonra mutfağa girip bi börek falan yapıyorum... Durum hemen; "ağğmaaaaannnn zaten çok kilolu değilim ki, hem balık etli daha güzel" e dönüşüyor ve hoooop istikrar koşarak uzaklaşıyor... Bir nevi kısır döngü ama işte, kadın kısmı her sene illa bi 20 yaş kilosuna dönme teşebbüsünde bulunuyor...

E tabi brokoli ye ye bir yere kadar, aynı zamanda spor da yapmak lazım. Geçen sene bahsettiğim dövüş sporuna başladım bende;Wing Chun... işte böyle düşmanın ağzını yüzünü kırma teması üzerine kurulu bir spor... çılgınca ter atıyorum o süper oluyor da, dönüşlerde pilavcıya falan gitmeye devam edersek (kardeşimle beraber gidiyoruz da) popom yine bütün idareyi eline geçirecek ondan korkuyorum. Bitti mi? Bitmez... gittim bi de yogaya yazıldım, bi wing chun bi yoga yapıyorum, bu iki spora brokoliyi de ekleyinceeeee; artık 22 yaşındaki halin bok yesin! (mantıken öyle olması lazım bence, moralimi bozma çölyaklı)

Neyse şu istikrarı sağlayabilirsem işalla, sonuçları sizinle de paylaşacağım :) Gelelim, havalar bi soğuk bi sıcak bizim canımız tatlı çekiyor adlı sezona :) Üzülme çölyaklı bu vereceğim tarifle bütün dertlerini unutacaksın, varsın çocuğun sümüğü aksın, kocan pis çorapları yine yere atsın, kaynanan pişirdiğin yemeğe burun kıvırsın... Sen şöyle bir çikolata bombası yap, at bi tane ağzına, bak neler oluyor sonra... Hele bir de yap konu komşuya ikram et, o 100 yıllık kurabiye tarifini bir türlü vermeyen Şükran yenge, kapında yatacak yalvaracak bu tarif için ;)

Bu tarifi, yemek kitaplarını karıştırırken buldum, yine kendime göre birkaç değişiklik yapıp, fotoğraflardaki sonuca ulaştım;

Hazırsan başlıyoruz;

Malzemeler:

  • 5 Yumurta
  • 100 gr. şeker
  • 110 gr. glütensiz un
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 70 gr. tereyağ
  • 150 gr. bitter çikolata

Yapılışı:
  1. Yumurta ve şekeri iyice çırp
  2. Glütensiz un ve kabartma tozunu bir kapta harmanla
  3. Çikolata ve tereyağını ben mari usulü erit (beraber)
  4. 1 ve 2 numarayı karıştır.
  5. 3. numarayıda ekle tekrar karıştır.
  6. 160 derece de önceden ısıtılmış fırında 20 dk. pişir.
  7. Pişenleri dinlendirdikten sonra afiyetle mideye indir, zevkten öl... (ölme kız şaka yaptım)
  8. Dilersen (ya da regl isen) üstüne nutella sür, ölme sürün... o kadar da iddialıyım!
Hadi bakalım afiyet olsun...

PS: Şükran Yengeye kıyamadıysan da bari tarifi tam verme, de ki, "göz kararı yapıyorum ayol, öyle 3-5 yumurta, alabildiği kadar un, kakao felan" ;)

Yorumlar