Çölyaklı için hayatın gerçekleri 2: itiraf ediyorum
Yeni başlayan Çölyaklılar için diyeceklerimi dedim, hatta bu yazım kontrolüm dışında yayıldı, beğenildi ve ben şimdi, ilk şoku atlatmış ama hala şaşkınlık yaşayan arkadaşlara sesleneceğim izninizle...
Benim Çölyak geçmişimde 2 ŞOK (başka bir deyişle aydınlanma) durumu var;
2 sene önceye geri dönersek;
Buğday ve türevlerinden uzak durarak glutensiz beslendiğimi sanıyordum, katkı maddeleri aklımın ucundan bile geçmemişti. En ince düşünebildiğim ayrıntı; pilavın içindeki şehriye, mercimek çorbasına katılan kahrolası "1 kaşık un", köftenin içindeki ekmek vs. idi. Sonra malum sosyal ağlarda gruplar vs. derken bir bakayım dedim diğer çölyaklılar ne diyor...
- Sahi ne diyor bunlar yahu?!?!
- mono sodyum glutamat (MSG) ne?!? ( markette rastgele alın inceleyin ambalajları herşeyin içine girmiş)
-Neeeee cipste mi yiyemicez? ketçapla glutenin ne alakası var ama yaa? yuh! soya sosunun içinde bile varmış :S
- İlaç mı? ilaçlarda glutenin ne işi var?
-Ruj derken şaka yapıyorsunuz değil mi?
Sonra iş gitgide çığrından çıktı, şampuan diyenler oldu, diş macunu diyenler oldu, bira içen kocamı öpmüyorum diyenler oldu (benim favorim bu-çölyak tarihinde fenomen olabilir:) İlk tepkim tabi ki panik! 10 yıldır Glutensiz diyet yaptığımı zannederken bir anda sanki yaptığım herşey boşa gitmiş gibi oldu... bende o panikle diyetsiyenlerle konuştum araştırdım, okudum vs, o paniği atlattım kendimce sonuçlara vardım. Ha kimi zaman boşverdiğim de oldu, ama neticede vardığım sonuç; hayatın bir çok alanında olduğu gibi, bizim bu çok spesifik çölyak konumuzda da "genelleme" yapmanın pek doğru olmadığı, zira anladığım kadarıyla bünyeden bünyeye tepkiler ve hastalanma oranı değişiyor. Bu sonuçlara şu aşamaları atlattıktan sonra vardım;
Sadede geleyim, gördüğünüz üzere sorular aynı sorular, cevap bulabilmiş değilim ama "kendi" hayatım için çözümler bulmuş durumdayım...
He bu kadar mı çölyaklı için hayatın gerçekleri? Hayır tabi ki... onlar da başka yazıların konusu... ben şimdi bi baştan kızayım size ben ettim siz etmeyin ha! diyeyim... diğer gerçekleri paylaşmaya devam edeceğim ;)
Sağlıkla kalın...
Benim Çölyak geçmişimde 2 ŞOK (başka bir deyişle aydınlanma) durumu var;
- Teşhisin konulduğu; Çölyak ve Glutensiz diyet kelimelerinin ilk telafuz edildiği an
- 2 sene önce kendi küçük yasaklı listemle mutlu mesut yaşarken, Facebook gruplarında ki tartışmalara göz atıp, ne çok şeyin içinde gluten olduğunu idrak ettiğim an. (ilk aklıma gelen kelime; sıçışşşşş!)
2 sene önceye geri dönersek;
Buğday ve türevlerinden uzak durarak glutensiz beslendiğimi sanıyordum, katkı maddeleri aklımın ucundan bile geçmemişti. En ince düşünebildiğim ayrıntı; pilavın içindeki şehriye, mercimek çorbasına katılan kahrolası "1 kaşık un", köftenin içindeki ekmek vs. idi. Sonra malum sosyal ağlarda gruplar vs. derken bir bakayım dedim diğer çölyaklılar ne diyor...
- Sahi ne diyor bunlar yahu?!?!
- mono sodyum glutamat (MSG) ne?!? ( markette rastgele alın inceleyin ambalajları herşeyin içine girmiş)
-Neeeee cipste mi yiyemicez? ketçapla glutenin ne alakası var ama yaa? yuh! soya sosunun içinde bile varmış :S
- İlaç mı? ilaçlarda glutenin ne işi var?
-Ruj derken şaka yapıyorsunuz değil mi?
Sonra iş gitgide çığrından çıktı, şampuan diyenler oldu, diş macunu diyenler oldu, bira içen kocamı öpmüyorum diyenler oldu (benim favorim bu-çölyak tarihinde fenomen olabilir:) İlk tepkim tabi ki panik! 10 yıldır Glutensiz diyet yaptığımı zannederken bir anda sanki yaptığım herşey boşa gitmiş gibi oldu... bende o panikle diyetsiyenlerle konuştum araştırdım, okudum vs, o paniği atlattım kendimce sonuçlara vardım. Ha kimi zaman boşverdiğim de oldu, ama neticede vardığım sonuç; hayatın bir çok alanında olduğu gibi, bizim bu çok spesifik çölyak konumuzda da "genelleme" yapmanın pek doğru olmadığı, zira anladığım kadarıyla bünyeden bünyeye tepkiler ve hastalanma oranı değişiyor. Bu sonuçlara şu aşamaları atlattıktan sonra vardım;
- Hastaneden çıkmadan 2 gün önce teşhisim kondu, işlemlerimin bitmesi vs. derken 2-3 gün daha hastanede kaldım, bu sırada herkes glutensiz gıdaları araştırıyor, bir yandan da 39-40 kg arasında ki bendenize çabuk iyileşmem için yemek taşıyorlar (teyzeciğimin her gün farklı bir pirinç pilavı taşımasını unutmam mesela, unutulur mu zaten?)... neyse ben tabi yemişim 3 hafta boyunca litre litre serumları, kan seviyem azcık ta olsa yerine gelmiş, yemek yiyince, "acıktım" dedikçe etrafta bir bayram havası, ha bire taleplerde bulunuyorum, şundan olsaydı da yiyeydik falan... neyse otur düşün düşün aklıma mısır cipsi geldi. Bir sevindim bir sevindim.. mısır cipsinde un, dolayısıyla buğday ve tabi ki gluten olmazdı, o zaman oleyy'di. Bu düşünce sistemiyle hareket eden çölyakdaşınızın hastane çıkışını takip eden 1 sene boyunca ana besin maddesi "Doritos Panço" cips oldu. Evet... şu an hepiniz MSG içerdiğini biliyorsunuz...
- Ben iradeli bir insanım (övünmek gibi olmasın ama öyleyim...); ayrıca o yaşadığım kabus gibi 2 ay sonucunda, glutensiz diyete üzülmek yerine sevinmiştim bu mudur diye? Ameliyat yok ilaç yok herhangi bir bağımlılık yok... boğazına hakim ol, mutlu ol eyvallah o zaman! E tabi zaman geçtikçe, glutensiz gıdaların varlığından da haberdar olamadıkça ufak ufak aşermeler, kaçamaklar başladı, itiraf ediyorum; ilk 5 ay içerisinde (hastaneden çıkışımı takip eden) 2 lahmacum, 1 karadeniz pidesi 1 simidi afiyetle mideye indirmişliğim var! Onun dışında, yılda 2-3 kez de olsa arada "nugget" gibi kaplamalı ürünler yemişliğim var.hepsinin temeli aynı bundan "bişicik" olmaz !Cehalete gel diyorum şimdiki aklımla!
- İtirafa devam edeyim, yaklaşık 1 sene öncesine kadar votkanın buğdaydan yapıldığını bilmeyip, düşünemeyip gayet güzel içtim (yaklaşık 10 senedir alkol aldığımı var sayarsak-alkolik değilim ama gece klübünde kola mı içeyim?-) Bira yasak, viski yasak (yasak olmasa bile içemem viski ayrı mesele) e öğrenci bünyesi ne yapacak, şarap ve meyve kokteylleri içmeye başladım (kokteyllerin büyük büyük çoğunluğu votka içeriyor!). Şarap içinde mesela içebildiğimiz markalar varmış, ama hepsi serbest değilmiş falan, şarabın glutenle bağını hala anlayamadım ve kimse de açıklayamadı, bilen varsa çok rica edeceğim bana da haber versin. Uzun lafın kısası, bir sıçışta 40 yılda bir bile olsa aldığım alkol yüzünden yaşadım mı? Yaşadım ooh yarasın...
- Diş macunu, ilaç, ruf, şampuan meselesi hakkında yorum yapmayacağım... ya da yapacağım dayanamıyorum;
Sadede geleyim, gördüğünüz üzere sorular aynı sorular, cevap bulabilmiş değilim ama "kendi" hayatım için çözümler bulmuş durumdayım...
- Kesinlikle, MSG içeren gıda almıyorum tüketmiyorum (aslında rujla aynı mantık çok düşük dozlar ama ne gerek var?... ve gıdaları rujdan fazla tükettiğimiz ayrı bir gerçek)
- Votkaya elveda dedim, alkol almak istediğim zaman, şarap ya da şeker kamışından üretilen rom içiyorum.
- Kaplamalı gıdalardan (nugget, kroket, soğan halkası vs.) kesinlikle uzak duruyorum
- Bir de çapraz bulaşma meselesi var, bazı arkadaşlar ayrı tava tencere kullanıyormuş, takdire şayan bir davranış, ama ben açıkçası o kadarına dikkat etmiyorum, teflona yapışacak, yemeğime bulaşacak, bağırsağıma ulaşacak... ama napıyorum; tost makinasına yağlı kağıt koyuyorum, glutensiz gıda ürünlerimi farklı bir rafta (dolapta) saklıyorum, ekmek kırıntılarının falan bulaşmamasına dikkat ediyorum
- Diş macunuma ya da şampuanıma bakmak aklımın ucundan geçmedi, ve bu riskse eğer, biraz çılgınlık yapalım bebeğim diyorum :P
He bu kadar mı çölyaklı için hayatın gerçekleri? Hayır tabi ki... onlar da başka yazıların konusu... ben şimdi bi baştan kızayım size ben ettim siz etmeyin ha! diyeyim... diğer gerçekleri paylaşmaya devam edeceğim ;)
Sağlıkla kalın...

selam yorumunu beğenerek okudum. yaşadığımız sıkıntıları farklı ve hoş bir üslupla dile getirmişsin. bende blogum üzerinde çalışıyorum. çölyaklıların bloglarını geziyorum, inceliyorum. yazılarını ve yeni tariflerini bekliyoruz. kolay gelsin
YanıtlaSilDilara hanım merhaba,
YanıtlaSilpaylaştığınız bilgiler için çok teşekkür ederim. Haklısınız ben aşırı hassas değilim ama elimden geldiğince dikkat ediyorum artık. Ayrıntılarda önemli dediğiniz gibi :)
Sevgiler,
Selin