Glutensiz Mor Ekmek

Nisan ayının 20. gününden selamlar olsun sizlere sevgili Çölyakdaşlarım!

Mart bitmek bilmezken, Nisan ayının bu kadar çabuk geçmesi normal mi sizce? Zaman algımız çok ilginç gerçekten.

Benim keyfim yerinde, çiftlikteyim çünkü. Havalar güzelleşince bahçeye çıkma imkanımız da oldu, kuş sesleri falan takılıyoruz. Kedim Fikret te mutlu, herkes evde, karıştırılacak bir sürü şey var, arada camdan kaçmaya çalışarak kendine ve bize heyecan yaratıyor falan. İstanbul'da 12. katta oturduğumuz için camdan kaçma teşebbüsü olamıyordu, olsa da pek heyecan duyamazdı heralde. Önümüzdeki günlerde veterinere uğrayabilirsek ona tasma alıp, bahçeye çıkarmayı düşünüyoruz. Ben kontrolcü bir anne olduğum için, çocuğu öyle salamam bahçeye hadi kapının önünden ayrılma diye. Desem de anlamadığı için, aa kuş mu, hassiktir kelebeğe bak derken kaybolup gidecek ormanın içinde... O yüzden hepimizi mutlu edeceğini düşündüğüm bu yöntemi denemeye karar verdim.

Benim günlerim böyle işte, kedinin peşinden koş, yemek tarifi dene, güzel olanları kaydet, paylaş... genelde bu eksende geçiyor.

Bu arada 4 hafta içinde 5 kitap bitirip, 6. sına başladım dün akşam. 2 senedir okuduğum toplam kitap sayısından fazla galiba... daha önce bahsetmiştim çok ta insana bir şey katan şeyler değil okuduklarım ama, belki de çok yükleniyoruz kendimize... Hep en sükseli şeyleri yapmak, her zaman sofistike olmak zorunda değiliz. Neyse dün biraz daha nitelikli bir romana başladım; Laurent Gounelle'in " Ve içinde Uyuyan hazineyi Bulacaksın" . Bu yazarın 3 kitabını daha okudum. Kişisel gelişim konularını değişik hikayelerin içine serpiştiriyor. Yani aynaya bakın ve ben bunu hak ediyorum deyin, etrafınızda 28 kere dönerken geçmişi affettim deyin gibi değil de, romandaki karakterlerin yaşamları, davranışları üzerinden sorgulatıyor size bazı şeyleri. O yüzden okuması bayağı keyifli. En azından benim için öyle...

Hızla kilo aldığımı hissetsem de, normal yaşantıma göre daha istikrarlı spor yapıyorum. Bugün tahılı çıkardım diyetten, en azından 1 hafta tahılsız beslenip biraz detoks yapmak niyetindeyim inşallah başarılı olurum. Yoksa sıkı ama şişman bir yaz beni bekliyor olacak.

Bu arada bazı kötü alışkanlıklarıma geri döndüm, henüz sigaraya başlamadım ve umarım bir daha başlamam ama kola, cips ikilisi gece film seyrederken çıt-çıt gidiyor en son 20 sene önce yapıyordum böyle şeyler, o zaman 50 kg. dum, şimdi değilim, o yüzden bu eski tü-kaka alışkanlıkları da hızla geride bırakmam gerekiyor.

Bir de 1 aydır galiba total de 4-5 kıyafetle geçiriyorum zamanımı. Yıkayıp, paklayıp aynı pijama, aynı eşofmanı geçiriyorum üstüme. Yani ne yapayım tabi başka evde kotla mı oturayım?

Hala dizi batağına düşmedim ama elimden telefon düşmüyormuş, bugün babam öyle dedi. Sen dükkanda da böyle misin? Dükkanda zaman mı var telefonla oynamaya. Burda da ya arkadaşlarımla mesajlaşıyorum, ya telefondan oyun oynuyorum, ya instagramdan size laf yetiştiriyorum... yani aslında bilgisayardan yapabileceğim şeyleri telefondan yapıyorum, o yüzden evet elimde hep telefon var. Bu arada beni eleştiren babacığımın elinde i-pad düşmüyor, çocuk gibi. Sabah gözünü açıp oyununa bonuslarını yüklüyor...

Karantina hayatı böyle böyle geçiyor. Arkadaşlarımı çok özlüyorum bu arada, kuzenimle Pazar kahvesi ritüelimizi özledim. Kardeşimi görmedim 1 aydır, onu ayrı özledim. Bir başka kuzenimin çat kapı dükkana dalıp, sürpriz yapmasını, öğle arası kaçamaklarımızı özledim. Dükkanın bahçesinde beslediğim tombul kediciklerimi, Faruk'la Üzüm'ü özledim. Şehir hayatına dair, başka da bir şey özlemedim açıkçası...

Neyse hadi bi ekmek yapalım beraber. Mor miks diye bir şey çıkmış; ben miks denen şeylerden, tozlardan falan hoşlanmam. Bu mor miksin de içeriği nedir, iyidir, kötüdür bilmiyorum. Muhtemelen glutenlidir. Sadece konsepti gördüm, aklımda kalmış. Benim zaten yaptığım bir şeydi, pancarlı ekmek, o da mor oluyor. Tam bu miksin renginde değil ama konsepti tutturuyorsunuz. Bu sefer karabuğday unu ve glutensiz un karışımını beraber kullanıp yaptım. Hazırsanız detaylara geçiyorum;

Mor Ekmek:

Malzemeler:

  • 200 gr. glutensiz un karışımı (Sinangil kullanıyorum ama herhangi bir marka olur)
  • 200 gr. çiğ karabuğday unu
  • 5 gr. (yarım paket) instant maya
  • 2 bardak su (klasik su bardağı ölçüsü)
  • tuz
  • 1 orta boy pancar
  • 1 kara havuç
Yapılışı:

  1. Pancar ve kara havuçu soyup, doğrayıp haşlayın.
  2. Suyunu dökmeyin ayırın.
  3. Unları önce tuzla, sonra mayayla karıştırın.
  4. Haşlanan havuç ve pancarı blender'dan geçirip püre haline getirin.
  5. Un karışımının ortasına koyun.
  6. 2 bardak suyu isterseniz, haşlama suyundan isterseniz normal su olarak ekleyin. (Ben 1 bardak pancarı haşladığım sudan ekledim, gerisini normal su koydum)
  7. Sonrasında spatulayla karıştırın.
  8. İyice karışınca, el mikserinizin kanca aparatıyla, yoğurun.
  9. Hamuru, içine tercihen yağlı kağıt serdiğiniz pişirme kabına alın.
  10. Üstüne biraz zeytin yağı döküp, spatula yardımıyla hamurun üstünü düzleştirin.
  11. Ben mayalandırmayı buzdolabında yaptım, geceden hamuru yoğurup buzdolabına koydum, ertesi sabah uyanıp, pişirdim. İsterseniz oda sıcaklığında da mayalandırabilirsiniz. Geceden buzdolabına koyacaksanız, üstüne streç film serin, kurumasın.
  12. 180 derece önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 25-30 dk. pişirin.
  13. soğumasını bekleyip, afiyetle servis edin.
Benden şimdilik bu kadar, hepinize sağlık afiyet dolu günler dilerim.



Yorumlar

Popüler Yayınlar