Beni bi tek sen anlarsın Çölyaklı!

Cesur olmaya çalıştıkça battığım bir dönemdeyim çölyakdaşlarım! Stajım başladı (1 hafta oldu) canım çıktı! Yeni ortamımdan memnunum gerçi ama ne yalan söyliyeyim, tahminimden de yorucu çıktı bu meslek. Özellikle en zayıf halka; yani stajyer olunca ekstra yorucu oluyor galiba... Bir de herşeyin bir yaşı var hakkaten; bu yaştan sonra stjayerlik yapmak duygusal açıdan da zorluyor insanı. Bir de mutfakta şöyle bir kanı var; bu iş kadın mesleği değil! Hemen herkes anlaşmış gibi; "siz bu mesleği yapamazsınız; çok yorucu- neden buraya geldin mis gibi okul bitirmişin!- siz burdan sonra kendi dükkanınızı açın vs." gibi cümleler kuruyor. Hani utanmasalar, "işin mi yok? Git bi zengin koca bul ona yap pastaları" diyecekler. Zaten benim okuduğum alt yazı da bu.

Çölyak olmanın zorluklarını malesef burada da yaşıyorum. Genelde personel yemeği 3 çeşit çıkıyor ve biri mutlaka sulu yemek olduğu için, kendi ekmeğimi falan getirip idare ediyorum. Bir yanda da seviniyorum tabi kadınsı iç güdülerimle; neyse az yiyeyim de bu çalışma temposuyla beraber zayıflarım mis gibi diye. Gel gör ki bazen o sulu yemek köfte oluyor, yanında şehriyeli pilav ve unlu sebze çorbası oluyor. E bu çölyaklı bünye de melul melul bakıyor yumurtadan yeni çıkmış civciv ifadesiyle! Neyse ki her çölyaklı gibi bende krakerim elmam falan tedbirli geziyorum aç kalmamak için ama bazen gerçekten bu "mahrum" kalmaya dayanamıyorum! Bugün mesela 2. kez öğlen yemeğinde aç kalınca dayanamadım, soyunma odasına kaçıp bir iki hıçkırdım çaktırmadan. İşin kötü yanı biri görse neyin var dese verecek cevabım çok saçma; ben yemekleri yiyemiyorum böööööööö. Küçük Emrah'ın kızkardeşi edasıyla ortalarda gezmeyi de kendime yediremiyorum açıkçası. Diyorum ya; cesur olmaya çalıştıkça batıyorum işte bazen. Bugün de öyle moralman dibe vurduğum günlerden biriydi. Yorgunluk, sıcak başıma vurmuş; 2 lokma yiyip dinleneceğiz derken, haşlama yemeğine un katmışlar! Yanında makarnayı da görünce bende moral kalmadı zaten. Bu arada, geçen gün aç kalınca, personel yemeği çıkaran abiyle konuştum, rica ettim, en azından pilava şehriye falan koymazsan bir çeşit yerim yine doyarım vs. diye açıkladım durumumu. Ama işte yeterince açıklayıcı olamamışım demek ki!

Durumu sonradan öğrenen herkes; niye söylemedin birşeyler hazırlarız sana falan dediler ama; bu da benim çok hoşuma giden ve tercih edeceğim bir şey değil. Yani çalıştığım yer bir restoran ve evet heryer yiyecek dolu, ama ben bir köşede mutfak faresi gibi gizli saklı "özel" yemekler yemek istemiyorum. Evet hem çölyaklı hem gururlu olunca herşey 2 kat zorlaşıyor. Diyorum ya beni ancak siz anlarsınız. Ben ki her zaman olumlu düşünen biriyim, bazen böyle çuvallıyorum, fena küfrediyorum. Ve itiraf ediyorum; aslında çölyaklı olmasaydım "aşçı" falan olmaya çalışmazdım, manyak mıyım be? Ama daha önce de dediğim gibi; bizi ancak bizden biri kurtarır. Diğer şefler gastronominin diğer nimetleriyle fazlasıyla meşguller ve glutensiz ekmek yapabilmek, yemekleri glutensizleştirmek falan hiç umurlarında değil. Oysa ki sadece "bizler" biliyoruz ki; glutenden uzak durmak o kadar da zor değil. Yani pilava şehriye koymamak, sebze çorbasına un katmamak gibi. Bok mu var çok afedersiniz? Koyma işte unu! Dedim ya; bu biraz umursama meselesi, ve insanların "yeterince" anlayışlı davranmaması, bu küçük, cesur olmaya çalışan bünyede hayal kırıklığına neden oluyor sevgili çölyakdaşlarım. Sizler de zaman zaman kendinizi böyle "önemsiz" hissediyor musunuz?

Dedim ya; alışmamız gereken bazı acı gerçekler var. Gel gör ki; ben 12 senedir kendimi anlatmaya çalışmaktan, insanların gerizekalı sorularına, gerizekalı açıklamalar yapmaktan çok sıkıldım. Bir de uzaylıymışım gibi bakıyorlar yüzüme; "nasıl yani; hem çölyaklı hemde pastacısın? Neden ki?!?" diye. Sizin yapmadığınızı yapacağım, glutensiz üretim! Zor ama imkansız değil, sen yapmazsan elbet ben yapacağım, ve sen yerinde sayarken şikayet ede ede... ben alıp başımı yürüyeceğim... pilava da şehriye koymayacağım işte!

Yorumlar

Popüler Yayınlar